2010-01-11

Başka bir "Mail Gönderemiyorum" şikayeti ve sorunun tespiti

En sık duyduğum şikayettir bu. Birisi arar ve şikayet eder, "mail gönderemiyorum", "maillerim gitmiyor" veya "mail alamıyorum", "maillerim gelmiyor" der. Çoğunlukla kalıcı bir sorun yoktur ve tekrar denendiğinde sorun çözülür. Yine öyle bir durum sandım. Uzaktan destek verdiğim bir firmanın yetkilisi telefonla aradı ve mail gönderemediklerini söyledi. Meğer gönderilen her mesaj için karşı taraftan bir hata mesajı alınıyormuş. Hata mesajını görünce şaşırdım. Şöyle bir not vardı:
451 http://www.spamhaus.org/query/bl?ip=xxx.xxx.xxx.xxx
451 kodunun ne anlama geldiğine bile bakmadan olay anlaşılıyordu: Firmanın IP adresi Spamhaus tarafından karalisteye alınmıştı. Gözüken bağlantıyı açtığımda daha başka bilgilere de ulaştım. Bir gün öncesinin tarihinde yüksek miktarda spam trafiğinin bu IP adresinden yaratıldığını söylüyordu. Yani ağdaki bilgisayarlardan birisi zararlı bir kodun esiri olmuştu. Sayfasında belirtildiği gibi Spamhaus'un karalisteden çıkma prosedürü basit. Eğer bu karalisteye ilk girişinizse ve ilk defa listeden çıkarılma talebinde bulunuyorsanız sayfanın altındaki bağlantıyı tıklayarak küçük bir formu doldurmanız yeterli. Ama eğer ağınızdaki virüsü tespit edip zararsız hale getiremediyseniz ve spam trafiği durmadıysa, tekrar karalisteye gireceksiniz demektir. Bunu birkaç kez yaparsanız artık internet üzerinden başvuru şansınız kalmayacak, Spamhaus'a doğrudan başvuru yapmanız gerekecek. Onların da hemen listeden çıkarmak yerine birkaç gün bekleyerek tekrarlamayacağını garantiye almaları da muhtemel. Böyle bir durumda kalmamak için önce bu trafiği durdurmak lazım. Uzaktaki yetkiliye bilgisayarları virüs yazılımıyla taratmasını söyledim. İşin ironik kısmı da bu: Bütün bilgisayarlarda lisanslı ve güncel bir antivirüs yazılımı bulunuyor. Ama virüs bu engeli bir kez aştıysa bir daha yakalanmayacaktır düşüncesiyle bir de MSRT (Microsoft Malicious Software Removal Tool) ile taratılmasını istedim. Bunların hiçbirisinden sonuç çıkmadığını öğrenince hiç şaşırmadım. Nasıl bulacağımı düşünürken aklıma firmanın Small Business Server'ı geldi. Üzerinde ISA 2000 olan bir sunucu bilgisayarları vardı. ISA'nın birkaç günlük firewall loglarına bakarak hangi makinanın 25 numaralı portu bu kadar yoğun kullandığını bulabilirdim. Hemen bir uzak masaüstü bağlantısı ayarladım ve ISA'nın son birkaç gününe ait log dosyalarını sıkıştırıp kendi bilgisayarıma aktardım. Son birkaç günün log dosyaları zaten diğer günlere kıyasla çok daha büyük boyuttaydı ki bu da bir sorun olduğunun başka bir göstergesi.

Log dosyalarını spreadsheet programı ile açıp birleştirdikten sonra SMTP trafiğinde göze çarpan artışı tek bir IP adresi yarattığını farkettim. Bu IP adresinden son iki gün içinde 272,000'den fazla mesaj gönderilmişti! Bunu gördükten sonra Spamhaus'un ne kadar hayırlı bir iş yaptığını bir kez daha anladım. Sanal dünyanın arsızlarının masum kullanıcıları rahatsız etmemesinin en basit yoluydu bu.


Bu işin sonunda bilgisayarı bana gönderdiler. Bilgisayarı ilk açtığımda sıradışı bir şeyle karşılaşmadım. Antivirüs yazılımı çalışıyordu, bilgisayarın performansında olağanüstü bir düşüş yoktu. Ama Process Explorer ile çalışan süreçlere ve Autoruns ile de sistemin açılışında başlatılan bileşenlere baktığımda suçlu ortaya çıktı. Aşağıdaki resimde Process Explorer ve Autoruns çalışırken aldığım ekran görüntüsü var.


Kırmızı ile altını çizdiğim userini.exe, gerçekte bir sistem dosyası olan userinit.exe'ye ismen benzemeye çalışmış. Autoruns'da (sağda, önde duran pencere) 4 farklı yerde görünen bu dosya, kendini garantiye alarak çalışmayı şansa bırakmamış. Ayrıca Process Explorer'da (solda, arka planda kalan pencere) altını çizdiğim sürec(ler)e ise dikkat: bir ADS'ye sahip. ADS, alternate data streams'in kısaltması. Dosya sisteminin bir özelliği bu. Ama virüsler ve diğer zararlı yazılımların kendini gizlemesi için de ideal bir yöntem. Bu konuyu hakkında ayrıntıyı şu yazımda bulabilirsiniz.. ADS'nin ayrıntılarına girmeden konumuza dönelim.

Process Explorer'da explorer.exe:userini.exe olarak gözüken süreç, aslında normal bir Windows dosyası olan Explorer gibi gözüken, ama aslında zararlı bileşenimiz olan userini.exe'yi çalıştıran satır. Komut satırında sfind.exe'yi (bir Foundstone güvenlik aracı) kullanarak bu userini.exe'nin ADS altına gizlendiğini doğruladım:

C:\Windows\Prefetch'in altındaki satır önemsiz. Ama onun üstündeki Explorer.exe:userini.exe bizim ilgilendiğimiz satır. Sadece Explorer.exe'nin üzerine yamanmış userini.exe'yi silip bundan kurtulabilirim ama sistemde başka virüsler var mı, önce bunu bulmam gerek. Bu makinayı üzerinde yüklü olan antivirüs yazılımı McAfee Virusscan Enterprise'ın 8.5i'nin son tanım dosyalarıyla (o gün için 5853) güncelledikten ve antispyware bileşenini yükledikten sonra tekrar tarattım, 4 tane cookie'den başka birşey bulmadı! Diskini söküp başka bir makinaya taktım. Linux'ta açıp clam ile tarattığımda 50'den fazla zararlı dosya buldu. Bu dosyaların bazıları bana "pek virüs gibi" görünmediği için başka bir taramayı da Kaspersky ile yaptım. Bu ise topu topu 8 tane zararlı içerik tespit etti. Bu sefer benim "pek virüs gibi" görmediğim dosyaları bulmadı. Bunun üzerine bu dosyaların yeni kurulmuş bir makinadan alarak tekrar clam ile tarattığımda bunları yine virüs olarak gördü. Buradan clam'in bazı durumlarda yanlış alarm ürettiği sonucuna vardım. Eğer clamscan için detect-pua anahtarını (Possibly Unwanted Applications-muhtemelen istenmeyen uygulamları da bul) kullanırsam, bu gibi durumlarda yanlış alarm üretebiliyor. Kısaca Kaspersky en güvenilir sonuçları verdi. Nihayetinde McAfee Virusscan Enterprise hiç bir zararlı bileşen tespit etmezken, Clam userini.exe'yi Trojan.Fraudpack-2378 olarak, Kaspersky ise Trojan.Win32.FraudPack.ajqk olarak tespit etti. Sistemin temiz olduğuna kanaat getirdikten sonra Spamhaus'a gereken başvuru yapıldı ve herşey normale döndü. Buradan çıkan sonuç: Yüklü antivirüs yazılımına hiçbir zaman tam olarak güvenme!

2009-12-10

Bir Dialer'ın tespiti (yanlış alarm)

Kurumsal ağımızda kullandığımız McAfee Virusscan Enterprise antivirüs yazılımımız, belli bir periyotta tüm bilgisayarları tarayacak şekilde ayarlandı. Bir süredir bu düzenli taramalarda, benim bilgisayarımda hiç beklenmedik bir virüs aktivitesine ait loglar dikkatimi çekiyordu.

23.11.2009 12:10:06 Deleted SYSTEM HKU\S-1-5-21-xxxxxxxxxx-xxxxxxxxxx-xxxxxxxxxx-xxxx\Software\Freeware Dialer-182(Potentially Unwanted Program)


Her tarama tarihinde, bu kayıt defteri anahtarı bulunuyor, siliniyor ve her nasılsa bir sonraki taramaya kadar tekrar yaratılıyordu. Belli ki düzenli kullanıdığım bir program yapıyordu bunu. Hangisi olduğunu bulmak zor iş diye düşünürken antivirüs programımın bir özelliği aklıma geldi. Access Protection'ın altında kullanıcı tanımlı kurallar yaratabiliyordum. Eğer kayıt defterinin bu bölümünü bloklarsam hem bu programın hangisi olduğunu bulabilirim, hem de kayıt defterimi böyle bir girişten uzak tutabilirim düşüncesiyle aşağıdaki kuralı yaratmaya koyuldum.

Yukarıda görüldüğü gibi "Registry Block Rule"u seçerek aşağıdaki girişleri yaptım.

Ve pusuya yatan bir avcı misali avımı beklemeye başladım. Birkaç gün sonra anvirüs yazılımımın sistem tepsisindeki simgesi yanıp sönmeye başladığında Virtualdubmod kullanıyordum. Açık kaynak kodlu Virtualdub yazılımının bir türevi olan bu program, MPEG2 formatındaki dosyaların ve birden çok ses izine sahip avi dosyalarının düzenlenmesinde kullandığım bir programdı. Programı birkez de elle virüs taramasından geçirdim, sonuç negatifti. Bu güne kadar güvendiğim bir yazılımın böyle bir dialer bileşenine sahip olması şokunu üstümden atar atmaz programın sitesinden programı birkez daha indirmeye karar verdim. Virtualdubmod, uzun bir süredir güncellenmeyen bir proje. Yeni sürmünün çıkmadığını biliyorum ama belki bendeki kopyası ile ilgili bir sorun vardır diyordum.

Ama yeni download ettiğim dosya da aynı sonucu verdi. Process Explorer ile çalışan programın strings tabına bir göz attığımda aşağıdaki ekranla karşılaştım.

Aslında Virtualdobmod, HKCU\Software\Freeware altında masum bir Virtualdubmod anahtarı yaratıyordu - bu antivirüs yazılımının loglarında belirtilmemişti. Sanıyorum bu basit bir çakışmadan ibaret. Dialer-182 adı altında kapsanan tehdit, HKCU\Software\Freeware anahtarının altına erişiyor. Şansa bakın ki Virtualdubmod da aynı anahtara erişiyor. Ama dialer ile hiçbir ilişkisi yok. Yani yanlış alarm.


Buna göre şu anda yapılabilecek iki şey var. Birincisi, virtualdubmod aklandığına göre anvirüs yazılımındaki Registry Blocking Rule'u silmek (veya virtualdubmod'u bir istisna olarak eklemek). Böylece herşey eskisi gibi olacak. Virtualdubmod özgürce kayıt defterine erişecek, ama antivirüs yazılımım da söz konusu anahtarı silmeye ve loglarında bunu belirtmeye devam edecek. Bu istemediğim birşey; loglarda sürekli bu yanlış alarma dair kayıtları görmek istemiyorum. İkincisi de kuralı olduğu gibi bırakmak. Bu şekilde de virtualdubmod'un HKCU\Software\Freeware altındaki anahtarı yaratmasına izin verilmeyecek. Bunun sonucunda da her açılışta GNU GPL anlaşmasını ve "Before We Start..." ekranını gösterecek. Bence mahsuru yok; bu daha iyi olur.

2009-11-13

Yeni bir bilgisayar ile birlikte gelen yazılımlar

Bunu özellikle yeni dizüstü bilgisayarlarda çok görüyorum. Daha alınalı birkaç gün olmuş, en son teknoloji ürünü bir dizüstünü elime aldığımda masaüstündeki kısayollara bir bakıyorum... Almış başını yürümüş. Bu, kullanıcının tasarrufunda olan birşey değil. Bilgisayar üreticisi böyle uygun görmüş.

Adobe'un bilmem kaç çeşit yazılımından, DVD oluşturma yazılımlarına, Microsoft Office'in 90 günlük deneme sürümünden e-Bay veya Amazon'un sitesine kısayollara, Register Your Product çeşidinden bir çok üretici kısayoluna, deneme sürümü antivirüs veya güvenlik yazılımlarına kadar bir sürü nesne masaüstünü dolduruyor.

En son bir Sony Vaio'da bunu yaşadım. VGN-CS31ST model ürün, bir teknoloji mağazasından satın alındıktan hemen sonra elime düştü. Çift çekirdekli 64-bitlik işlemcili 4 GB belleği olan bu cihaz, en ufak bir kopyalama ve kurulum işlemi sırasında yerlerde sürünüyor.

Normalde temiz bir kurulum sonrası böylesine yeni bir bilgisayarın, bu gibi basit işlemleri bir çırpıda yapması gerekirdi. Ama farkettim ki arka planda çalışan bir sürü süreç bilgisayarı bir Pentium-III hızında çalıştırıyor.

Bunun adı bloatware. Yeni bilgisayarlarımızın üzerinde, çok yüksek olasılıkla hiçbir zaman ihtiyacımız olmayacak bir sürü gerekiz yazılım kurulu geliyor. İşin kötüsü birçok üretici, bilgisayarla birlikte bir işletim sistemi CD/DVD'si vermiyor. Bunun yerine kurtarma seçenekleri sunuyor. Yani bu bloatware'den kurtulmak isteyip de bilgisayarı "fabrika ayarlarına" döndürsek yine karşımıza bunlar çıkacak!

Bu kısır döngüden kurtulmak ortalama bir bilgisayar kullanıcısı için imkansız. Bu da bizi nereye götürüyor? "Windows XP daha hızlıydı abi" şehir efsanesine! Her Windows Vista yüklü yeni dizüstü kullanıcısı, bilgisayarının çok yavaş çalıştığını düşünerek bir şekilde Windows XP'ye geri dönüyor. Bunun doğrudan Windows Vista ile ilgili olmadığını düşümeye başladım. Aslında temiz kurulumlu bir Vista, XP ile karşılaştırılabilir bir performansta (ondan daha hızlı ya da onunla aynı hızda diyemesem de) çalışacaktır. Elbette Vista'nın XP'ye kıyasla daha fazla hizmeti çalışıyor. Sunduğu işlevsellik, XP'ye kıyasla daha fazla. Bu da elbette performansta belli bir azalmaya sebep olacaktır. Ama bu, çoğu kullanıcı için hissedilir bir düzeyde olmaz. Neyse, konusu Vista'yı övmek olmayan bu yazının amacını saptırmayalım.

Demek istediğim, bloatware'den kurtulmak için bir girişime ihtiyaç var. Bir dernek mi kursak, ne yapsak? www.bloatware-istemiyoruz.org gibi mesela. Veya www.bilgisayarlarimiz-daha-hizli-calissin.org da olabilir.

2009-11-06

Windows'da CD/DVD sürücü gözükmüyor

Yeni yüklenmiş bir Windows Vista bilgisayarda birden optik sürücünün görünmemeye karar vermesi üzerine Aygıt Yöneticisi'ne baktığımda aygıtın yanında bir sarı ünlem gördüm. Özelliklerine baktığımda cihazın sürücüsü ile ilgili kayıt defterindeki girişlerin eksik olduğu yazıyordu (Kod 19). Bu gibi durumlarda yapılabilecek ilk şey cihazı sağ tıklayarak kaldırmak ve yeniden donanım taraması yaparak tekrar algılanmasını sağlayarak sürücülerin tekrar yüklemektir. Ben de böyle yaptım. Ama sonuç değişmedi. Bir optik sürücünün yazılım sürücüsünü de bir yerden bulamayacağım için şaşkın bir şekilde ne yapacağımı düşündüm. Google aramaları da genellikle bu çözümü öneriyordu. Ama Computing.net forumda bulduğum bu yazıda beni Microsoft Support sitesindeki şu sayfaya yönlendi ki bu da çözümümüz oldu. Buna göre Kod 19 durumunda optik sürücünün görünmesini sağlamak için yapılacaklar

HKEY_LOCAL_MACHINE\SYSTEM\CurrentControlSet\Control\Class\{4D36E965-E325-11CE-BFC1-08002BE10318}
anahtarının altındaki UpperFilters ve LowerFilters anahtarlarını silmekten geçiyor. Bundan sonra bilgisayarı tekrar başlattığınızda CD/DVD sürücünüzü tekrar görebileceksiniz. Eğer bu değerleri bulamazsanız veya sizin durumunuz burada anlatıldığı gibi değilse Microsoft Support sitesindeki yazıyı okuyarak ne yapacağınıza karar verin.

Kaynak:
http://support.microsoft.com/default.aspx?scid=kb;EN-US;q314060

2009-10-21

Teledünya yayınlarını Conax modülü kullanarak izlemek

Gerek uydu yayınları, gerekse Digiturk, D-smart ve Teledünya aboneliği durumunda hep kutu (set-top-box. setup-box değil!) kullanmak zorunda kalınıyor. Bu hem fazladan bir kutu ve fazladan bir kumanda daha demek, hem de televizyonun kumandasının işlevsiz kalması demek (kanal değiştirmek için televizyon kumandası faydasız). Tabi televizyonunuzun DVB tuner'i varsa başka.


Samsung 40B653 televizyonumun iki güzel özelliği (diğerlerinin dışında) var:
  • DVB-T (digital video broadcasting-terrestial) ve DVB-C (digital video broadcasting-cable) tuner'ı var: karasal ve kablolu sayısal yayınları doğrudan televizyonumdan izleyebilirim.
  • Bir CI (common interface) yuvası var: bu porta takılacak bir modül ile şifreli sayısal yayınları çözebilirim.
Elimde Teledünya'nın SD kutusu var. HD yayınlar için farklı bir kutu alınması gerek. Ama ne gerek var! Bir conax modülü ile kutudan da kurtulabilirim, HD yayınları da izleyebilirim. gittigidiyor.com ve sahibinden.com'da çok sayıda conax modülü satılıyor. Bu modüllerden bir tane edindim ve yukarıda söylediklerimin hepsine kavuştum. Bu modülün resmi aşağıda görülüyor


Conax modülü (veya CI modülü) televizyonun CI yuvasına renkli tarafı televizyonun arkasına bakacak şekilde takılıyor. Aşağıdaki resimde görülebilir. Smart kart ise conax modüle yukarıdaki resimde görüldüğü gibi takılıyor.


Modülü yuvasına, kartı da modüle güzelce yerleştirdikten sonra kanallar görünmeye başladı. Ancak tüm TRT kanalları ile Show TV bir türlü gelmedi. Kanal listesinde kanal isimleri gözüküyordu ama görüntü yoktu (Servis yok veya şifreli kanal gibi uyarılar çıktı). Bu durumda insanın "Google kullanma yetenekleri" çok işe yarıyor. Mesela turkeyforum'un bu sayfasında bir çözüm olarak frekansı 530,000 MHz, Qa'yı 256 ve hızı da 6900 yaparak aramanın çözüm olacağı yazmış; yaptım oldu. Samsung televizyonda bir kanalın frekans vs bilgilerine kanal listesinde kanal üzerine gelip info tuşuna basarak ulaşabilirsiniz bu arada.


Bilişim fuarından aldığım 1 aylık deneme Sinema TV aboneliğini de etkinleştirince 4 yeni kanalım oldu, birisi HD. Teledünya bütün HD kanallarını 1080i formatında veriyor. görüntü kalitesini kanala bağlı. National Geographic'in görüntü kalitesi özellikle çok iyi. Sinema TV HD'nin görüntüsü de gayet tatmin edici. Bu arada televizyonun film oynatıcısı ile birden fazla ses izine sahip filmleri izlerken sadece varsayılan sesi duyabildiğimizi yazmıştım. Malesef kumandanın üzerinde bir "audio" butonu yok. Menü tuşu da MediaPlayer modunda çalışmıyor. Ama Teledünya'da birden fazla sese sahip kanallardan birini izlerken menü>ses>dil aracılığıyla sesler arasında geçiş yapabilirsiniz.


Herhangi bir sebepten conax modülün menüsüne ulaşmak isterseniz bunu televizyonun menülerinden de yapabilirsiniz. Bunun için Menü>Kurulum>Genel Arayüz yolunu izlemeniz gerekecek. Bu kutundan yapılabiliyordu ama bundan sonraki hayatımızda kutu yok ya ;) o yüzden bu da gerekebilir.




Conax modülünüz geldi; kutunuzu ne yapacaksınız? Onu da ikinci televizyonunuz için kullanabilirsiniz. Ama şifreyi çözmek için bir tane daha smart karta ihtiyacınız var. İşte onu almak için Teledünya yeni bir abonelik daha istiyor ne yazık ki! (Not: Bu aralar ikinci aboneliğin %50 indirimli olduğunu duydum)

Yukarıdaki resimde de kutuyu aradan çıkarttıktan sonra televizyonumun kumandasını kullanarak görüntülediğim kanal listesi var. Kutuya kıyasla çok daha güzel bir arayüz sunduğu ortada.

2009-10-20

Pardus 2009 için Truecrypt'i kaynak kodlarından derlemek

Linux'un bu özelliğini sevmiyorum: İstediğin bir program paket yöneticisinde yoksa kendin derlemek zorundasın. Her linux dağıtımı diğerlerinden farklı olduğu için, Windows'da olduğu gibi bir tane setup dosyası her durumda çalışmıyor. Derlemek de kimi zaman gerçekten baş ağrıtıcı olabiliyor.

Dahası çoğu durum için offline bir kurulum yöntemi yok. En modern dağıtımlar bile kurulum yapılacak sistemin internet bağlantısı olan ve online depolara bağlı olan bir sistem olmasını gerektiriyor. Paket bağımlıkları, çakışmalar vs. cabası.

Örnek: truecrypt. Windows'da kurulum çocuk oyuncağı. Kurulum dosyasını indir ve kur. Ama gel de bunu Pardus gibi çok yaygın olmayan bir linux dağıtımında yap! Herşeyin pisi paketini yaptılar, hala truecrypt'in bir pisi pakedi yok.

Öncelikle şunu belirteyim ki, bu derleme süreci bir linux dağıtımından diğerine, hatta Pardus 2008.2'den Pardus 2009'a farklılık gösteren bir süreç. Onun için örneğin bu adreste anlatılan Pardus 2008.2'de truecrypt'i derlemek yazısı ile örneğin bu adreste anlatılan Fedora 9 için truecrypt'i derlemek yazıları benim denemelerimde hatasız bir kuruluma götürmedi.

Hadi bakalım sıvayalım kollarımızı ve Pardus 2009'da truecrypt'i kaynak kodlarından derleyelim.
  • Öncelikle truecrypt sitesinden kaynak kodları indirmek gerek. www.truecrypt.org'a girince kolayca görülebilir bir yerde kaynak dosyaları indirmek için bir bağlantı göremedim. Sonra downloads sayfasında, altta şu bağlantıyı bularak linux için .tar.gz uzantılı sıkıştırılmış dosyayı indirmeye başladım. Dosyayı açtıktan sonra ilk iş Pardus paket yöneticisini açarak contrib deposunu ekledim ve komut satırından şu komutu vererek depoları güncelledim:
    # pisi update-repo
  • Truecryp'in Readme dosyasına göre wxWidgets adındaki bir kütüphaneye ihtiyaç var. LangTurk.com sitesindeki yazıda wxWidgets yerine wxGTK kullanılmıştı. Buna dayanarak Pardus paket yöneticisinde mevcut olan wxGTK ve wxGTK-devel paketlerini kurdum. Aynı işi komut satırından
    # pisi it wxGTK wxGTK-devel
    komutu ile de yapabilirdim.
  • Arkasından, bir program derlemek için gerekli araçların olduğu kümeyi kurmak için root yetkileriyle aşağıdaki komutu verdim:
    # pisi it -c system.devel
    Bu komut, gcc, make, pkgconfig ve kernel-header'in de içinde olduğu birçok paketi sisteme kurdu.
  • Yine Truecryp'in Readme dosyasına göre gerekli olan PKCS11 header dosyalarını rsasecurity'nin FTP sunucusundan truecrypt'in klasörüne (Crypto alt klasörüne değil, doğrudan truecrypt'in içine) indirdim:
    wget ftp://ftp.rsasecurity.com/pub/pkcs/pkcs-11/v2-20/*.h
    Bu satır 9 tane *.h uzantılı dosya indirdi. Bu arada LangTurk.com sitesindeki yazı, header dosyalarını değil, pkcs11 ile başlayan dosyaları indiriyordu. Bu durum, Truecrypt'in Readme dosyasında yazanla uyuşmuyordu.
  • Ve sonunda make komutunu vererek derleme ve link işlemlerini başlattım. Bazı sitelerde söylendiği gibi WX_ROOT veya wxbuild parametresi ile değil, sadece ve yalnızca make komutunu kullandım. Bu işlem uzun sürdü ve sonunda "Linking truecrypt" satırıyla hatasız bir şekilde sonlanarak truecrypt'in Main alt klasöründe truecrypt'in çalıştırılabilir dosyası oluşturuldu.
    # make
    Compiling Buffer.cpp                                
    Compiling Exception.cpp
    ...
    Compiling WizardFrame.cpp                           
    Linking truecrypt
    
    # ls Main/truecrypt -l
    -rwxr-xr-x 1 root root 2561556 Eki 20 11:55 Main/truecrypt
Truecrypt'i bulunduğu klasörde çalıştırmayı seçebilirsiniz. Ama bence doğrusu onu /usr/bin altına taşıyıp masaüstüne bir kısayol yaratmak:
# mv truecrypt /usr/bin
$ ln -s /usr/bin/truecrypt ~/Masaüstü/
Ve işte Pardus'ta çalışan Truecrypt grafik arayüzünün bir ekran görüntüsü:
Meraklısına not : masaüstündeki kısayolun simgesi Windows'da olduğu gibi çıkmıyor. Ama isteyenler için ikon simgesi burada sıkıştırılmış truecrypt'in çıkartıldığı klasörün içindeki mount klasöründe var, 96 ve 288dpi'lık iki kopya.

2009-10-09

ntbackup kullanımı ile ilgili

2009 yılında ntbackup ile ilgili bilmediğim birşeyler olacağını hiç tahmin etmezdim. Bir sunucuda 5 kartuşumuz var. Bu kartuşların hepsinin üzerine ilgili gün isimlerini yazıp, her günün tam yedeğini (full backup) almamız gerekiyor. Yedekleme işlemi, önceden ayarlanmış haftalık olarak tekrarlayan görevler olacak.

Sunucunun başında bir yetkilinin de günlük olarak kartuşları değiştirmesi (Salı günü geldiğinde cihazın içindeki Pazartesi gününe ait kartuşu çıkartması ve üzerinde "SALI" yazanı takması) gerekiyor. Bu işi doğru olarak yapmanın "bir" yolu şu şekilde:

  • Her kartuşun üzerine bir etiket yapıltırılmış ve ait olduğu günlerin yazılmış olması gerekiyor. Sunucu başındaki operatörün aklı karışmasın.
  • Daha sonra ilk olarak kartuşu cihaza birer birer takıp hazırlamak gerekiyor. Hazırlamak için "Computer Management" içindeki Storage kısmından "Mark As Clean" veya "Prepare" komutunu vermek gerek.
  • Ardından kartuşa bir isim vermek gerek. Üstüne yapıştırdığınız etikete yazdığınız ismi (örneğin "SALI") vermek işimizi kolaylaştıracak elbette. Bunu yapmak için ntbackup ile küçük bir yedek almak yeterli. Ntbackup'ta yedeği alınmak üzere küçük bir dosya seçin. "Backup Destination" kısmında yedekleme cihazınız, "Backup media or file name" kısmında da "New" olmasına dikkat ederek "Start Backup" düğmesine basın.
  • Bundan sonraki adımda "Backup Job Information" diyaloğunda "Backup Description" kısmına yedeğin tanımını, onun altındaki kutuya da 3. adımda verdiğiniz ismi (örneğin "SALI") yazın. Buraya yazılan isim önemli, çünkü zamanlanmış yedekleme görevi çalışırken yedekleme cihazının içinde bu isimde bir kartuş olup olmadığını kontrol edecek. Eğer kartuş doğruysa yedeklemeye devam edecek. Değilse hata verip bırakacak. Bu arada bu ekranda "Replace the data on the media with this backup" seçimini yapın. En son olarak "Start Backup" düğmesine basarak yedeklemeyi tamamlayın.
Buraya kadar olan işlemler kartuşu zamanlanmış bir görev için hazırladı. Şimdi de bu kartuşu kullanacak bir zamanlanmış görev (scheduled job) yaratmaya geldi sıra. Bunun için de şu adımları yaptım:
  • Yedekleme cihazının içinde "SALI" kartuşu varken ntbackup'ta Backup sekmesine geldim. Yedeklenecek dosyaları seçtikten sonra Job menüsünden bu seçimi sali.bks dosyasına kaydettim (bu aşamada kaydetmeseydim ilerde kaydetmemi isteyecekti zaten).
  • Yine aynı ekranda "Backup Destination" kısmından yedekleme cihazımı seçtim. Onun altındaki "Backup media or file name" kısmından da daha önce isimlendirdiğim kartuşu, yani "SALI"yı seçtim.
  • Ardından "Start Backup" düğmesine bastım. Gelen ekranda yedekleme tanımı ve ortam etiketini girmem gerekti. "Backup Description" kısmına aldığım yedeği tanımlayan kısa birkaç kelime yazdım. Bu kısım loglarda gözükecek. O yüzden ayırt edici olması gerek. Alttaki kutuya da kartuş ismini, yani "SALI" girdim. Bu iki kutunun arasındaki yerde de "Replace the data on the media with this backup" seçeneğini işaretledim.
  • Bundan sonraki adımda "Schedule..." düğmesine basarak her hafta Salı geceleri, örneğin saat 22:00 gibi yedeklemeye ait zamanlanmış görevi yarattım.
Bu işlemi her gün ve her kartuş için yapmak gerek. Sunucunun başında olan birisinin de günlük olarak kartuşları değiştirmesi gerekiyor.

İşlem bu kadar. Özet olarak yeni kartuşu boş olarak işaretleyin, bir isim verin ve yeni yedekalma görevinin belirtilen isimdeki kartuşu kullanmasını sağlayın.

Buna alternatif olarak ntbackup'ı unmanaged mode'da kullanabilirsiniz. Bu iş için /um komut satırı switch'ini kullanmanız gerek. Bu durumda ntbackup, yedekleme cihazının içinde doğru kartuş var mı, yok mu denetlemez. Ne bulursa üzerine yazar. Ama bu yöntem pek tercih edilmez; managed mode daha çok tercih edilen ve önerilen bir yöntemdir.