2009-09-05

VirtualBox'a eski sanal makinaları aktarmak

VirtualBox'ta kolay bir import özelliğinin olmaması büyük bir eksiklik. Şimdiye kadar ben de eski sanal makinalarımı nasıl yeni kurduğum bir bilgisayara, veya başka bir bilgisayara aktarırım, bilmiyordum. Artık öğrendim.

Virtualbox her türlü meta verisini xml dosyalarında tutuyor. İki çeşit xml dosyası var. Bunlardan birisi kullanıcının profil klasörünün içindeki .virtualbox (başındaki noktaya dikkat!) klasörünün içinde bulunan Virtualbox.xml dosyası. Bu dosya, genel olarak programın ayarlarını, ana pencereyi açtığınızda görülen sanal makinaların listesini ve sisteme kayıtlı olan sabit diskler ve cd kalıp dosyalarını (image files) saklıyor. Diğer xml dosyası ise kurulu bir sanal makinanın ayarlarını (kaç disk bağlı, snapshot'lar nerede vs.) saklıyor. Eğer çalışan sisteminizin birinci olarak bahsettiğim Virtualbox.xml dosyası elinizde ise bunu hedef bilgisayarda oturum açmış kullanıcının profilindeki .virtualbox klasörüne taşıyarak tüm dertlerinizden kurtulabilirsiniz. Ama eğer Virtualbox.xml dosyası artık ulaşılamıyorsa, yani gerçekten bir "import" özelliğine ihtiyaç duyuyorsanız, bu dosyayı sıfırdan tırnaklarınızla yaratmanın yolu burada.

Muhtemel senaryomuz şöyle olsun: C: sürücüsünü formatladınız, Virtualbox.xml dosyası gitti. Ama Default Hard Disk Folder ile Default Machine Folder zarar görmeden duruyor. Bu durumda VirtualBox'ı bir kez çalıştırıp, Default Hard Disk ve Default Machine klasörlerini ayarlayıp kapatın. Bu sayede kullanıcı profiliniz içindeki .virtualbox klasöründeki Virtualbox.xml dosyasını oluşturdunuz. Şimdi bu dosyaya eskiden kurmuş olduğunuz makinaları ekleyelim.

Virtualbox.xml dosyası en üstte bir xml bildirisi ile başlar. Bu satırı, diğer bütün satırları içine alacak VirtualBox ve Global tag'ları takip eder:


Bundan hemen sonra genel sistem bilgilerini tutan ExtraData tagı içindeki ExtraDataItem tag'ları vardır. Bunlara dokunmak zorunda kalmayacağız. Sanal makinamızı kaydedebilmek için MachineRegistry tag'ını bulun ve içine aşağıdaki gibi yeni bir MachineEntry tag'ı yaratın:


Bu eklemeyi yaparken Virtualbox'ın kapalı olması gerekir. Aksi halde Virtualbox.xml dosyasına yazılamayacaktır.

Yukarıdaki eklemeyi yaptıktan sonra makinamızın sabit disk(ler)ini eklemek gerek. Snapshot'larınızın da olduğunu varsayarak anlatacağım. Eklemek istediğiniz sanal makinaya ait xml dosyasını (yukarıdaki örnek için dummy.xml) açarak StorageControllers tag'ının içindeki Image tagını bulun ve bunun içindeki uuid özniteliğinin değerini kaydedin (Bütün uuid değerleri rastgele atanan benzersiz değerlerdir). Bu Image tag'larından birden fazla olacaktır (snapshot'lar için). Dosyanın içinde yer alma sırasına göre bunları MediaRegistry tag'ı içindeki HardDisks tagı içine ayrı ayrı HardDisk tagları olarak ile Virtualbox.xml dosyasına ilave edin. Şu şekilde gözükmelidir:


İlk HardDisk tag'ı ile diğer HardDisk tag'ları arasında bir fark var: ilkinin sonundaki type="Normal" özniteliği. İlki sanal makinanın ilk oluşturulan sabit diski. Diğerleri buna bağlı olarak çalışan snapshot dosyaları. Bunlarda type özniteliği yok. Hiyerarşik olarak en içteki HardDisk tagının (en son alınan snapshot'ın) kapalı bir tag olduğuna, diğerlerinin ayrıca /HardDisk öğesi ile kapatıldığına dikkat edin.

Takılacak sabit disklerin girişini yaptıktan sonra sistemde tanımlı bulunmasını istediğiniz CD/DVD kalıp dosyaları (iso dosyaları) varsa bunları da MediaRegistry tagının içine DVDImages içine yukarıdaki gibi yazabilirsiniz. Eğer dondurulmuş sanal makinalar yoksa bu adımın çok gerekli olduğunu sanmıyorum.

Samsung LCD TV'de DLNA özelliği ile video izlemek

Samsung 40B653 televizyonun DLNA (Digital Living Network Alliance) özelliği olduğundan daha önce bahsetmiştim. Wikipedia'ya göre DLNA; yeni nesil elektronik eğlence cihazlarının ağ üzerinden içerik paylaşmasını sağlayan bir standart. Yani modemim üzerinden aynı ağa bağlı olan televizyonumla bilgisayarım arasında bir bağlantı kurulabilir. Televizyonumdan, bilgisayarım üzerinde yarattığım bir paylaşıma erişerek oradaki resim, video ve müzik dosyalarına ulaşabilirim.



Bunu yapabilmek için televizyonla birlikte gelen Samsung PC Share Manager yazılımını Windows bir PC'ye kurmam gerek. Bu yazılım, bilgisayarımın, televizyonun erişebileceği şekilde bir paylaşım yaratmasına izin verecek.

Yazılımı kurduktan sonra ilk açılışta sunucunun (PC Share Manager'in kurulu olduğu bilgisayar) adını değiştirdim (XPSM1530).


Bu işlemden sonra videolarımın bulunduğu klasörü paylaştırdım.

Bütün bunları yaptıktan sonra televizyonumdan hala bilgisayarımı göremiyordum. Son bir adım daha vardı, o da cihaz ilkesi ayarlama:

Bu adımdan sonra televizyonumun MediaPlay bölümüne gelerek aygıtları inceledim. Ve orada XPSM1530 duruyordu.

DLNA'yi seçtikten sonra bilgisayarımdaki film listesi karşıma şu şekilde geldi:

Emin olmak için bir de aygıt özelliklerine baktım ve...

evet, DLNA! Bütün filmleri USB disklerim üzerinden bilgisayarıma bağlıyabiliyor olsam da bu özellik de güzel. Bu sayede yine televizyonumun çözebildiği codec'lerle sınırlıyım. Bilgisayarıma yükleyeceğim codec'lerin hiçbir faydası olmayacak, merak edenler varsa.

Bu arada film listesini gezerken birşey dikkatimi çekti. DLNA ile gezinirken, USB disklerde olduğu gibi klasör görünümü (Temel Görünüm) mümkün değil. Bunun yerine Başlık, Klasör ve Zaman Çizelgesi görünümleri var ama buradaki Klasör görünümü bahsettiğim ve alışık olunan klasör görünümü değil (Samsung buna Temel Görünüm demiş). Klasör görünümü ile yukarıdaki resimde görülen bir liste oluşuyor.

Son bir not: PC Share Manager yazılımı bunu kurulum sırasında yapıyor ama, size yine de Windows Güvenlik Duvarı üzerinde bir kuralınız olduğudan emin olun. Bende aşağıdaki gibi bir kural kurulum sırasında yaratılmış ve etkinleştirilmiş (WiseLinkPro).


Ayrıca Nokia N79 ile Samsung 40B653 arasında bir DLNA bağlantısı için şu sayfaya, Samsung 40B653 ile Ubuntu Karmic arasında miniDLNA yazılımı ile DLNA bağlantısı için de şu sayfaya bakabilirsiniz.

2009-08-26

Yemeksepeti : "Ne yediğiniz bizi hiç ilgilendirmiyor"

Yemeksepeti.com güzel bir fikir. Çevrenizdeki tüm restaurant ve fast food'ları bir yerden görme ve arasından seçim yapma imkanı veriyor. Üstelik bu aracılık için sizden ek bir ücret de talep etmiyor.

Son kullanıcı olarak nasıl bir sistem kurduklarını, sisteme üye olan firmalarla ilişikilerini hangi seviyede tuttuklarını hiç bilmiyorum, bilmem de gerekmiyor. Benim tek istediğim siteden siparişi vermek, belirtilen makul sürede siparişimin elime geçmesini beklemek, ve ücretini de kapıda ödemek.

Her sistem çalışırken güzeldir. Ama sorun çıktığında bunun halledilebilir olması o sistemi daha da güzel yapar. Yemeksepeti sorunlarla nasıl ilgileniyor?

Birkaç hafta önce yine Yemeksepeti.com üzerinden bir sipariş verdim. Siparişimin üzerinden uzun süre (~ 50 dk) geçmesine rağmen elime ulaşmayınca siteden canlı destek sayfasına girerek bir yetkili ile "chat" yaptım. Yetkili sipariş verdiğim firmayı arayarak durum bilgisi aldı ve siparişimin yolda olduğunu söyledi. Sipariş verdiğim yerin evime yürüyerek 10 dk. uzaklıkta olmasına rağmen bu gecikme ilginçti. Ama yaklaşık 1 saat sonra siparişim kapıdaydı. Acıkmış olmanın verdiği acelecilikle bu konuyu daha fazla uzatmadım; siparişi teslim alarak borcumu ödedim. Televizyon karşısına geçerek paketleri açtım ve yemeye başladım. Ama bir süre sonra yediklerimin sipariş verdiğim şeyler olmadığının da farkına vardım. Sipariş verdiğim şey ekmekle servis edilen, yanında birkaç çeşit garnitürü olan bir yiyecekti. Elime geçense ekmeksiz ve garnitürsüz yalın bir yiyecekti. Benden aldıkları bedel de bana teslim edilenin değil, sipariş verdiğim ürünün bedeliydi.

Bu durumu Yemeksepeti'ne bildirdiğimde aldığım cevap "firma yetkililerine bildirilecek ve gün içinde size cevap verilecek" şeklinde oldu. Aynı gün cevap alamdım ve 3 gün sonra bir hatırlatma daha yaptım. Aldığım mesaj ilkinin kopyası gibiydi. Şu an olayın üzerinden 3 hafta geçti ve bana kimse birşey bildirmedi.

Demek ki çalışan sistem güzel, ama sorun çıkınca kimse sorunla nasıl ilgileneceğini bilmiyor. Ya da sorun çözmekle ilgili bir politikaları yok. Sitenin başlığına "Kredi kartınız bizi hiç ilgilendirmiyor" yazmak çok havalı duruyor. Ama bundan sonraki sloganınızı "Ne yediğiniz bizi hiç ilgilendirmiyor" olarak seçmeniz yaptığınız işi daha iyi tarif edecektir!

2009-08-24

32 bitlik sistemler ve bellek sınırları

Windows ve diğer işletim sistemlerinin 64 bitlik sürümlerini duymuşsunuzdur. Sistem tasarımında 64 bitlik adres ve veriyolu kullanan bu yeni sistemlerin 32 bitlik sistemlere göre bir seferde daha fazla (2 kat) veri aktarabilecekleri fikri, başta herkes gibi bana da daha hızlı bir sistem çağrışımı yapmıştı. Zaman geçtikçe sağda solda benchmark testleri, 32 bitlik sistemlerle 64 bitlik sistemlerin performans açısından ciddi farklar sağlamadığını (hatta bazı özel durumlarda daha bile yavaş kaldıklarını) gösterdi. Peki 64 bitin avantajı neydi?

32 bitlik bir adres ve veriyoluna sahip bir mikroişlemcinin adresleyebileceği azami alan 4 GB'dir. Bu alana bellekle birlikte işlemcinin erişeceği diğer donanım da dahildir (örneğin ekran kartı). Bu gibi donanımlara erişmek için kullanılan alan genelde 4 GB'lık alanın en son kısmında yer alır. Bu ne demek? Eğer 1 GB'lık belleği olan bir ekran kartınız varsa bu 1 GB'lık belleğe erişim için 4 GB'lık adres alanının sonunda 1 GB'lık alan ayrılır. Diğer sistem donanımlarınız (ses kartı, ethernet kartı vs.) için de bir miktar alan ayrılır. Dolayısıyla 4 GB'lık alanın 1 GB'tan daha büyük bir kısmı kullanılamaz olur. Bu da, piyasada satılan 4 GB belleği ve 1 GB'lık bir ekran kartı olan bir oyun bilgisayarını 32-bitlik bir işletim sistemi ile kullanmak isterseniz en azından 1 GB'lık bir belleği adresleyemezsiniz demektir. Yani size kalır 3 GB'tan daha az bir bellek. Ama siz 4 GB parası vermiştiniz?

Aslında 64 bitlik sistemlerde de durum aynı. Adreslenebilir alanın son 1 GB'tan fazla kısmı ekran kartına ve diğer sistem donanımlarına ayrılır. Ama 64 bit bir sistemin adresleyebileceği alan çok daha fazla bir alan olduğu için bu, en azından şimdilik, muhtemel bellek miktarlarından daha uzak bir noktaya denk geliyor. Kısacası şu, 4 GB'lık belleğinizin tümünü 1 GB'lık ekran kartı olan bir makinede kullanabilirsiniz!

32 bitlik Windows Server işletim sistemlerinin, PAE (Physical Address Extension) sayesinde, 4 GB'tan daha fazlasını adresleyebilmeleri mümkün. Windows XP sürümlerinin böyle bir şansı yok. Bunun sebebi de Mark Russinovich'in Technet'teki blog'unda açıklanmış. Burada söylenene göre masaüstü işletim sistemlerinde 4 GB sınırını koyan donanımların sürücüleri. Bu sürücülerin 4 GB sınırlarla tasarlanmış olmaları ve PAE eklentileri ile daha yüksek bellek miktarlarınında yapılan denemelerde ciddi sistem hatalarına yol açmaları. Bu yüzden Microsoft, Windows XP 4 GB sınırı koymuş. Elbette bu, Windows XP'nin 64 bitlik sürümleri için geçerli değil.

Windows Vista yüklü bir bilgisayarda ne kadar belleğiniz olduğunu ve bunun ne kadarını kullanabildiğinizi görmek için Sistem Bilgisi'ni (msinfo32.exe) kullanabilirsiniz.

Yukarıdaki Sistem Bilgisi penceresinde görüldüğü gibi bilgisayardaki toplam fiziksel bellek (Installed Physical Memory) 4 GB olmasına rağmen, kullanılabilir fiziksel bellek (Total Physical Memory) sadece 3,48 GB. Aradaki farkın hangi donanımlar tarafından kullanıldığını görmek isterseniz Aygıt Yöneticisini kullanabilirsiniz.

Masaüstü bilgisayarlarımızda 512 MB kullandığımız günlerden 4 GB'lık sistemlere geçiş çok hızlı oldu. Bu konuda Windows Vista'nın payı büyük (!). Ama Windows 7, Vista'ya kıyasla daha az bellek kullanıyor. Bu sebeple 4 GB sınırı bir süre daha 32 bitlik işletim sistemi kullananları rahatsız etmeyecek gibi. Bunun için Microsoft da Windows 7'nin 32 bitlik sürümlerini çıkarıyor. Ama gelecek 64 bitte. Er ya da geç 64 bit sürücülerin yaygınlaştığı, uygulama uyumsuzluklarının kalmadığı bir gün gelecek.

2009-08-07

Uzak masaüstü bağlantısı üzerinden yazıcı yönlendirmesi

Uzak masaüstü bağlantısının (RDP) güzel bir özelliği de istemci bilgisayardaki kaynakları sunucu üzerinden kullanabilme imkanı sunması. Bilgisayarınıza fiziksel olarak bağlı olan yazıcıyı uzak masaüstü yaptığınız sunucu ekranında da görebilir ve çıktı alabilirsiniz.

Ama her zaman değil! Bazı yazıcılar için bu iş beklendiği kadar düzgün çalışmıyor. Bugün bir bilgisayarda uzak masaüstü bağlantı ekranında "yazıcılara bağlan" kutusunu işaretlememe rağmen sunucu ekranında yazıcıyı göremedim. Sistem olay kayıtlarını incelerken TermServDevices kaynaklı #1111 hataları ile karşılaştım. Sürücünün bilinmediğini ve bir sonraki bağlantı öncesinde sürücünün yüklenmesi gerektiğini söylüyordu.

Microsoft Support sitesinde KB302361 makalesini buldum ama burada söylenenler derdime derman olmadı. Experts-exchange.com'da bulduğum bu yazı da bunun gayet sık karşılaşılan bir sorun olduğunu ve sürücünün sunucu üzerinde kurulması ile sorunun halledileceğini söylüyordu. Söylenene göre bazı durumlarda yazıcının sürücüsünün sunucu üzerine kurulması yeterli olurken bazı durumlarda yazıcının fiziksel olarak sunucuya bağlanması gerekiyormuş. Bu biraz zor olacak. Onun yerine şunu denedim: istemcideki yazıcıyı paylaştırdım. Sunucudan, istemcideki paylaştırılan yazıcıya bağlandım. Bu işlem sırasında gerekli sürücü dosyaları sunucuya aktarıldı. Daha sonra yazıcıyı kaldırdım. Elbette bu işlem az önce aktarılan sürücü dosyalarını silmediği için sorun yok. Daha sonra uzak masaüstü bağlantısını tekrarladım ve yazıcım nihayet göründü. Her zaman bu kadar kolay olmayabilir. Bir dahaki sefere yazıcıyı kucaklayıp sunucuya bağlamak zorunda kalabilirim!

2009-07-15

Samsung 40b653 LCD TV ve pixelmapping

40" FullHD televizonunuzu HDMI veya DVI kablosu ile bilgisayarınızın görüntü çıkışna bağladınız diyelim. Bilgisayarınızın ekran çözünürlüğünü de 1920x1080'e ayarladıktan sonra eğer bilgisayarın çıkş verdiği her pixel'e karşılık televizyonunuzda sadece 1 pixel denk geliyorsa televizyonunuzun pixelmapping özelliği var demektir. Bununla ilgili ayrıntılı bilgiyi şu sitelerde bulabilirsiniz:

http://pixelmapping.wikispaces.com/Pixel+mapping+explained
http://forum.tigerdave.com

Gelelim Samsung'a. 4 HDMI girişi olan 40B653'ün pixelmapping yapıp yapmadığına dair bir bilgi bulamadım. Ama bilgisayarı bağladığımda yukarıdaki sayfalarda verilen testler, pixelmapping olmadığını gösteriyordu. Tam hayal kırıklığına uğrayacaktım ki, çözümü buldum.

Herhangi bir HDMI portundan bağlıyken, menüyü açarak şu sırayı izleyin:

Görüntü>Resim Seçenekleri>Boyut=Ekrana Sığdır
Bundan sonra pixelmapping testleriniz mükemmel olarak ekranda gösterilecektir.

Samsung 40b653 LCD TV

Plasma, LCD, LED derken kısa sürede televizyon piyasası çok çeşitlendi. Plasma televizyonların parlaklığıydı, LCD'nin ömrüydü derken bir de LED TV'ler çıkınca karar vermek iyice zorlaşmıştı. Mütevazi bir LCD alma düşüncesiyle çıktığım yolu, 40" lik internet bağlantılı ve media player özelliği olan bir FullHD televizyonla sonlandırdım. Şimdiye kadar gayet memnun kaldığım yeni nesil Samsung televizyon hakkında birkaç şey yazmak istedim.
Öncelikle bu ürün yeni nesil "B" serisi bir LCD televizyon. Kontrast oranları A serisine göre daha yüksek. Bu yüksekliği 10,000'in katları şekilde belirtmekten vazgeçmiş, Samsung. Bunun yerine "High Contrast", "Ultra High Contrast" ve "Mega Contrast"ı kullanıyor. Yeni nesil ürünler, A serisine göre daha üstün. Ama fiyatları A serisne göre çok yüksek değil.

Hemen tüm televizyonlarda bir veya daha fazla USB girişi var. JPEG ve MP3 dosyalarını tanıyabiliyorlar. 600 ve üstü ürünlerde ise media player özelliği de var. Üstelik çok gelişmiş bir media player bu. Sadece Divx ve Xvid oynatmakla kalmıyor mkv, mp4 ve wmv dosyalarını da oynatabiliyor. Hem USB flash diskleri, hem de USB sabit diskleri okuyabilen bu modelin FAT dosya sisteminin yanında NTFS desteği de var. Ancak exFAT ve diğer dosya sistemlerini tanımadı. Tüm format desteği aşağıdaki tablodan görülebilir.


DLNA özelliği ile bilgisayarınızın diskindeki filmelere doğrudan erişim sağlıyor. Onları önce bir USB belleğe/diske alıp sonra televizyona takmaya gerek yok. Hatta harici bir kablosuz adaptör ile evdeki kablosuz ağa da bağlanabildiği söyleniyor ama bu adaptörü henüz piyasada göremedim.

Dahası üzerinde DVB-T ve DVB-C tuneri var. Bu ne demek? Hem sayısal karasal yayın, hem de sayısal kablolu yayınlar için bir set üstü kutuya ihtiyacınız yok.

B620 ve B650 serisi arasında kararsız kalanlar için ufak bir fark daha: Samsung yetkili satıcıları iki serinin aynı LCD paneli kullandığını söylüyor. Ama 650 serisinin ekranı daha parlak. Bu daha fazla istenmeyen yansıma demek. Ama renkler de daha canlı. Normalde iki ayrı odada duran televizyonun arasındaki farkı ayırt etmek zor. Ama mağazada yan yana görünce fark ortaya çıkıyor.

Bunların yanında bir de güzel kumandası var. Kumandanın tuş aydınlatması var. Gece karanlıkta çok faydalı oluyor. Aydınlatmayı açık unutunca bir süre sonra kendiliğinden kapanıyor.

Televizyonda tek tuner var. Tüm yayınların artık harici bir "kutu" üzerinden alınmaya başlandığı bu dönemde ikinci bir tuner'in israf olduğunu düşünmüşler. Ama iki farklı kaynak arasında PIP yapabilirsiniz.

İnternet bağlantısı var demiştim. O konuyu da biraz açayım. Televizyonu bir bilgisayar gibi kullanıp her internet sayfasını ziyaret etmek gibi bir durum yok. Ancak Samsung'un ve diğer üreticilerin geliştirdikleri ufak yazılım parçalarını download ederek internet üzerinden hava durumu, son haberler, piyasa bilgileri gibi online verilere erişmek mümkün. Ayrıca Twitter, Flicker ve Youtube eklentileri ile bir kısım internet ihtiyacınızı televizyonunuzdan karşılayabilirsiniz. Youtube ve Yahoo Video eklentileri, internet ortamında var olan videoları televizyonunuzdan izlemek için özellikle çok kullanışlı.

Ben teknoloji mağazalarında gezerken önce 40B651'i beğenmiştim. Ama Samsung bayii, bu ürünün yerine 40B653'ü temin edebileceğini söyledi. Öğrendiğime göre 651 sadece teknoloji marketlerine veriliyor, 653 ise Samsung bayilerine. Daha sonraki şartlar bir 653 almama sebep oldu.

Ürünle ilgili bir eksik nokta hiçbir şekilde ulaşılamayan ayrıntılı bir kullanım kılavuzu. Kutusundan 512 MB'lık bir USB bellek çıkıyor. Bunu taktığınızda size bol resimli bir tanıtım çıkıyor. Ama ayrıntılı ayarları açıklayan ne basılı ne de elektronik bir döküman yok.

Bu ürünün ayrıca content library falan gibi pratikte pek fazla kullanışlı olmayan bir özelliği daha var ama o konuda çok fazla şey söylemeye gerek sanıyorum.