10.12.2009

Bir Dialer'ın tespiti (yanlış alarm)

Kurumsal ağımızda kullandığımız McAfee Virusscan Enterprise antivirüs yazılımımız, belli bir periyotta tüm bilgisayarları tarayacak şekilde ayarlandı. Bir süredir bu düzenli taramalarda, benim bilgisayarımda hiç beklenmedik bir virüs aktivitesine ait loglar dikkatimi çekiyordu.

23.11.2009 12:10:06 Deleted SYSTEM HKU\S-1-5-21-xxxxxxxxxx-xxxxxxxxxx-xxxxxxxxxx-xxxx\Software\Freeware Dialer-182(Potentially Unwanted Program)


Her tarama tarihinde, bu kayıt defteri anahtarı bulunuyor, siliniyor ve her nasılsa bir sonraki taramaya kadar tekrar yaratılıyordu. Belli ki düzenli kullanıdığım bir program yapıyordu bunu. Hangisi olduğunu bulmak zor iş diye düşünürken antivirüs programımın bir özelliği aklıma geldi. Access Protection'ın altında kullanıcı tanımlı kurallar yaratabiliyordum. Eğer kayıt defterinin bu bölümünü bloklarsam hem bu programın hangisi olduğunu bulabilirim, hem de kayıt defterimi böyle bir girişten uzak tutabilirim düşüncesiyle aşağıdaki kuralı yaratmaya koyuldum.

Yukarıda görüldüğü gibi "Registry Block Rule"u seçerek aşağıdaki girişleri yaptım.

Ve pusuya yatan bir avcı misali avımı beklemeye başladım. Birkaç gün sonra anvirüs yazılımımın sistem tepsisindeki simgesi yanıp sönmeye başladığında Virtualdubmod kullanıyordum. Açık kaynak kodlu Virtualdub yazılımının bir türevi olan bu program, MPEG2 formatındaki dosyaların ve birden çok ses izine sahip avi dosyalarının düzenlenmesinde kullandığım bir programdı. Programı birkez de elle virüs taramasından geçirdim, sonuç negatifti. Bu güne kadar güvendiğim bir yazılımın böyle bir dialer bileşenine sahip olması şokunu üstümden atar atmaz programın sitesinden programı birkez daha indirmeye karar verdim. Virtualdubmod, uzun bir süredir güncellenmeyen bir proje. Yeni sürmünün çıkmadığını biliyorum ama belki bendeki kopyası ile ilgili bir sorun vardır diyordum.

Ama yeni download ettiğim dosya da aynı sonucu verdi. Process Explorer ile çalışan programın strings tabına bir göz attığımda aşağıdaki ekranla karşılaştım.

Aslında Virtualdobmod, HKCU\Software\Freeware altında masum bir Virtualdubmod anahtarı yaratıyordu - bu antivirüs yazılımının loglarında belirtilmemişti. Sanıyorum bu basit bir çakışmadan ibaret. Dialer-182 adı altında kapsanan tehdit, HKCU\Software\Freeware anahtarının altına erişiyor. Şansa bakın ki Virtualdubmod da aynı anahtara erişiyor. Ama dialer ile hiçbir ilişkisi yok. Yani yanlış alarm.


Buna göre şu anda yapılabilecek iki şey var. Birincisi, virtualdubmod aklandığına göre anvirüs yazılımındaki Registry Blocking Rule'u silmek (veya virtualdubmod'u bir istisna olarak eklemek). Böylece herşey eskisi gibi olacak. Virtualdubmod özgürce kayıt defterine erişecek, ama antivirüs yazılımım da söz konusu anahtarı silmeye ve loglarında bunu belirtmeye devam edecek. Bu istemediğim birşey; loglarda sürekli bu yanlış alarma dair kayıtları görmek istemiyorum. İkincisi de kuralı olduğu gibi bırakmak. Bu şekilde de virtualdubmod'un HKCU\Software\Freeware altındaki anahtarı yaratmasına izin verilmeyecek. Bunun sonucunda da her açılışta GNU GPL anlaşmasını ve "Before We Start..." ekranını gösterecek. Bence mahsuru yok; bu daha iyi olur.

13.11.2009

Yeni bir bilgisayar ile birlikte gelen yazılımlar

Bunu özellikle yeni dizüstü bilgisayarlarda çok görüyorum. Daha alınalı birkaç gün olmuş, en son teknoloji ürünü bir dizüstünü elime aldığımda masaüstündeki kısayollara bir bakıyorum... Almış başını yürümüş. Bu, kullanıcının tasarrufunda olan birşey değil. Bilgisayar üreticisi böyle uygun görmüş.

Adobe'un bilmem kaç çeşit yazılımından, DVD oluşturma yazılımlarına, Microsoft Office'in 90 günlük deneme sürümünden e-Bay veya Amazon'un sitesine kısayollara, Register Your Product çeşidinden bir çok üretici kısayoluna, deneme sürümü antivirüs veya güvenlik yazılımlarına kadar bir sürü nesne masaüstünü dolduruyor.

En son bir Sony Vaio'da bunu yaşadım. VGN-CS31ST model ürün, bir teknoloji mağazasından satın alındıktan hemen sonra elime düştü. Çift çekirdekli 64-bitlik işlemcili 4 GB belleği olan bu cihaz, en ufak bir kopyalama ve kurulum işlemi sırasında yerlerde sürünüyor.

Normalde temiz bir kurulum sonrası böylesine yeni bir bilgisayarın, bu gibi basit işlemleri bir çırpıda yapması gerekirdi. Ama farkettim ki arka planda çalışan bir sürü süreç bilgisayarı bir Pentium-III hızında çalıştırıyor.

Bunun adı bloatware. Yeni bilgisayarlarımızın üzerinde, çok yüksek olasılıkla hiçbir zaman ihtiyacımız olmayacak bir sürü gerekiz yazılım kurulu geliyor. İşin kötüsü birçok üretici, bilgisayarla birlikte bir işletim sistemi CD/DVD'si vermiyor. Bunun yerine kurtarma seçenekleri sunuyor. Yani bu bloatware'den kurtulmak isteyip de bilgisayarı "fabrika ayarlarına" döndürsek yine karşımıza bunlar çıkacak!

Bu kısır döngüden kurtulmak ortalama bir bilgisayar kullanıcısı için imkansız. Bu da bizi nereye götürüyor? "Windows XP daha hızlıydı abi" şehir efsanesine! Her Windows Vista yüklü yeni dizüstü kullanıcısı, bilgisayarının çok yavaş çalıştığını düşünerek bir şekilde Windows XP'ye geri dönüyor. Bunun doğrudan Windows Vista ile ilgili olmadığını düşümeye başladım. Aslında temiz kurulumlu bir Vista, XP ile karşılaştırılabilir bir performansta (ondan daha hızlı ya da onunla aynı hızda diyemesem de) çalışacaktır. Elbette Vista'nın XP'ye kıyasla daha fazla hizmeti çalışıyor. Sunduğu işlevsellik, XP'ye kıyasla daha fazla. Bu da elbette performansta belli bir azalmaya sebep olacaktır. Ama bu, çoğu kullanıcı için hissedilir bir düzeyde olmaz. Neyse, konusu Vista'yı övmek olmayan bu yazının amacını saptırmayalım.

Demek istediğim, bloatware'den kurtulmak için bir girişime ihtiyaç var. Bir dernek mi kursak, ne yapsak? www.bloatware-istemiyoruz.org gibi mesela. Veya www.bilgisayarlarimiz-daha-hizli-calissin.org da olabilir.

6.11.2009

Windows'da CD/DVD sürücü gözükmüyor

Yeni yüklenmiş bir Windows Vista bilgisayarda birden optik sürücünün görünmemeye karar vermesi üzerine Aygıt Yöneticisi'ne baktığımda aygıtın yanında bir sarı ünlem gördüm. Özelliklerine baktığımda cihazın sürücüsü ile ilgili kayıt defterindeki girişlerin eksik olduğu yazıyordu (Kod 19). Bu gibi durumlarda yapılabilecek ilk şey cihazı sağ tıklayarak kaldırmak ve yeniden donanım taraması yaparak tekrar algılanmasını sağlayarak sürücülerin tekrar yüklemektir. Ben de böyle yaptım. Ama sonuç değişmedi. Bir optik sürücünün yazılım sürücüsünü de bir yerden bulamayacağım için şaşkın bir şekilde ne yapacağımı düşündüm. Google aramaları da genellikle bu çözümü öneriyordu. Ama Computing.net forumda bulduğum bu yazıda beni Microsoft Support sitesindeki şu sayfaya yönlendi ki bu da çözümümüz oldu. Buna göre Kod 19 durumunda optik sürücünün görünmesini sağlamak için yapılacaklar

HKEY_LOCAL_MACHINE\SYSTEM\CurrentControlSet\Control\Class\{4D36E965-E325-11CE-BFC1-08002BE10318}
anahtarının altındaki UpperFilters ve LowerFilters anahtarlarını silmekten geçiyor. Bundan sonra bilgisayarı tekrar başlattığınızda CD/DVD sürücünüzü tekrar görebileceksiniz. Eğer bu değerleri bulamazsanız veya sizin durumunuz burada anlatıldığı gibi değilse Microsoft Support sitesindeki yazıyı okuyarak ne yapacağınıza karar verin.

Kaynak:
http://support.microsoft.com/default.aspx?scid=kb;EN-US;q314060

21.10.2009

Teledünya yayınlarını Conax modülü kullanarak izlemek

Gerek uydu yayınları, gerekse Digiturk, D-smart ve Teledünya aboneliği durumunda hep kutu (set-top-box. setup-box değil!) kullanmak zorunda kalınıyor. Bu hem fazladan bir kutu ve fazladan bir kumanda daha demek, hem de televizyonun kumandasının işlevsiz kalması demek (kanal değiştirmek için televizyon kumandası faydasız). Tabi televizyonunuzun DVB tuner'i varsa başka.


Samsung 40B653 televizyonumun iki güzel özelliği (diğerlerinin dışında) var:
  • DVB-T (digital video broadcasting-terrestial) ve DVB-C (digital video broadcasting-cable) tuner'ı var: karasal ve kablolu sayısal yayınları doğrudan televizyonumdan izleyebilirim.
  • Bir CI (common interface) yuvası var: bu porta takılacak bir modül ile şifreli sayısal yayınları çözebilirim.
Elimde Teledünya'nın SD kutusu var. HD yayınlar için farklı bir kutu alınması gerek. Ama ne gerek var! Bir conax modülü ile kutudan da kurtulabilirim, HD yayınları da izleyebilirim. gittigidiyor.com ve sahibinden.com'da çok sayıda conax modülü satılıyor. Bu modüllerden bir tane edindim ve yukarıda söylediklerimin hepsine kavuştum. Bu modülün resmi aşağıda görülüyor


Conax modülü (veya CI modülü) televizyonun CI yuvasına renkli tarafı televizyonun arkasına bakacak şekilde takılıyor. Aşağıdaki resimde görülebilir. Smart kart ise conax modüle yukarıdaki resimde görüldüğü gibi takılıyor.


Modülü yuvasına, kartı da modüle güzelce yerleştirdikten sonra kanallar görünmeye başladı. Ancak tüm TRT kanalları ile Show TV bir türlü gelmedi. Kanal listesinde kanal isimleri gözüküyordu ama görüntü yoktu (Servis yok veya şifreli kanal gibi uyarılar çıktı). Bu durumda insanın "Google kullanma yetenekleri" çok işe yarıyor. Mesela turkeyforum'un bu sayfasında bir çözüm olarak frekansı 530,000 MHz, Qa'yı 256 ve hızı da 6900 yaparak aramanın çözüm olacağı yazmış; yaptım oldu. Samsung televizyonda bir kanalın frekans vs bilgilerine kanal listesinde kanal üzerine gelip info tuşuna basarak ulaşabilirsiniz bu arada.


Bilişim fuarından aldığım 1 aylık deneme Sinema TV aboneliğini de etkinleştirince 4 yeni kanalım oldu, birisi HD. Teledünya bütün HD kanallarını 1080i formatında veriyor. görüntü kalitesini kanala bağlı. National Geographic'in görüntü kalitesi özellikle çok iyi. Sinema TV HD'nin görüntüsü de gayet tatmin edici. Bu arada televizyonun film oynatıcısı ile birden fazla ses izine sahip filmleri izlerken sadece varsayılan sesi duyabildiğimizi yazmıştım. Malesef kumandanın üzerinde bir "audio" butonu yok. Menü tuşu da MediaPlayer modunda çalışmıyor. Ama Teledünya'da birden fazla sese sahip kanallardan birini izlerken menü>ses>dil aracılığıyla sesler arasında geçiş yapabilirsiniz.


Herhangi bir sebepten conax modülün menüsüne ulaşmak isterseniz bunu televizyonun menülerinden de yapabilirsiniz. Bunun için Menü>Kurulum>Genel Arayüz yolunu izlemeniz gerekecek. Bu kutundan yapılabiliyordu ama bundan sonraki hayatımızda kutu yok ya ;) o yüzden bu da gerekebilir.




Conax modülünüz geldi; kutunuzu ne yapacaksınız? Onu da ikinci televizyonunuz için kullanabilirsiniz. Ama şifreyi çözmek için bir tane daha smart karta ihtiyacınız var. İşte onu almak için Teledünya yeni bir abonelik daha istiyor ne yazık ki! (Not: Bu aralar ikinci aboneliğin %50 indirimli olduğunu duydum)

Yukarıdaki resimde de kutuyu aradan çıkarttıktan sonra televizyonumun kumandasını kullanarak görüntülediğim kanal listesi var. Kutuya kıyasla çok daha güzel bir arayüz sunduğu ortada.

20.10.2009

Pardus 2009 için Truecrypt'i kaynak kodlarından derlemek

Linux'un bu özelliğini sevmiyorum: İstediğin bir program paket yöneticisinde yoksa kendin derlemek zorundasın. Her linux dağıtımı diğerlerinden farklı olduğu için, Windows'da olduğu gibi bir tane setup dosyası her durumda çalışmıyor. Derlemek de kimi zaman gerçekten baş ağrıtıcı olabiliyor.

Dahası çoğu durum için offline bir kurulum yöntemi yok. En modern dağıtımlar bile kurulum yapılacak sistemin internet bağlantısı olan ve online depolara bağlı olan bir sistem olmasını gerektiriyor. Paket bağımlıkları, çakışmalar vs. cabası.

Örnek: truecrypt. Windows'da kurulum çocuk oyuncağı. Kurulum dosyasını indir ve kur. Ama gel de bunu Pardus gibi çok yaygın olmayan bir linux dağıtımında yap! Herşeyin pisi paketini yaptılar, hala truecrypt'in bir pisi pakedi yok.

Öncelikle şunu belirteyim ki, bu derleme süreci bir linux dağıtımından diğerine, hatta Pardus 2008.2'den Pardus 2009'a farklılık gösteren bir süreç. Onun için örneğin bu adreste anlatılan Pardus 2008.2'de truecrypt'i derlemek yazısı ile örneğin bu adreste anlatılan Fedora 9 için truecrypt'i derlemek yazıları benim denemelerimde hatasız bir kuruluma götürmedi.

Hadi bakalım sıvayalım kollarımızı ve Pardus 2009'da truecrypt'i kaynak kodlarından derleyelim.
  • Öncelikle truecrypt sitesinden kaynak kodları indirmek gerek. www.truecrypt.org'a girince kolayca görülebilir bir yerde kaynak dosyaları indirmek için bir bağlantı göremedim. Sonra downloads sayfasında, altta şu bağlantıyı bularak linux için .tar.gz uzantılı sıkıştırılmış dosyayı indirmeye başladım. Dosyayı açtıktan sonra ilk iş Pardus paket yöneticisini açarak contrib deposunu ekledim ve komut satırından şu komutu vererek depoları güncelledim:
    # pisi update-repo
  • Truecryp'in Readme dosyasına göre wxWidgets adındaki bir kütüphaneye ihtiyaç var. LangTurk.com sitesindeki yazıda wxWidgets yerine wxGTK kullanılmıştı. Buna dayanarak Pardus paket yöneticisinde mevcut olan wxGTK ve wxGTK-devel paketlerini kurdum. Aynı işi komut satırından
    # pisi it wxGTK wxGTK-devel
    komutu ile de yapabilirdim.
  • Arkasından, bir program derlemek için gerekli araçların olduğu kümeyi kurmak için root yetkileriyle aşağıdaki komutu verdim:
    # pisi it -c system.devel
    Bu komut, gcc, make, pkgconfig ve kernel-header'in de içinde olduğu birçok paketi sisteme kurdu.
  • Yine Truecryp'in Readme dosyasına göre gerekli olan PKCS11 header dosyalarını rsasecurity'nin FTP sunucusundan truecrypt'in klasörüne (Crypto alt klasörüne değil, doğrudan truecrypt'in içine) indirdim:
    wget ftp://ftp.rsasecurity.com/pub/pkcs/pkcs-11/v2-20/*.h
    Bu satır 9 tane *.h uzantılı dosya indirdi. Bu arada LangTurk.com sitesindeki yazı, header dosyalarını değil, pkcs11 ile başlayan dosyaları indiriyordu. Bu durum, Truecrypt'in Readme dosyasında yazanla uyuşmuyordu.
  • Ve sonunda make komutunu vererek derleme ve link işlemlerini başlattım. Bazı sitelerde söylendiği gibi WX_ROOT veya wxbuild parametresi ile değil, sadece ve yalnızca make komutunu kullandım. Bu işlem uzun sürdü ve sonunda "Linking truecrypt" satırıyla hatasız bir şekilde sonlanarak truecrypt'in Main alt klasöründe truecrypt'in çalıştırılabilir dosyası oluşturuldu.
    # make
    Compiling Buffer.cpp                                
    Compiling Exception.cpp
    ...
    Compiling WizardFrame.cpp                           
    Linking truecrypt
    
    # ls Main/truecrypt -l
    -rwxr-xr-x 1 root root 2561556 Eki 20 11:55 Main/truecrypt
Truecrypt'i bulunduğu klasörde çalıştırmayı seçebilirsiniz. Ama bence doğrusu onu /usr/bin altına taşıyıp masaüstüne bir kısayol yaratmak:
# mv truecrypt /usr/bin
$ ln -s /usr/bin/truecrypt ~/Masaüstü/
Ve işte Pardus'ta çalışan Truecrypt grafik arayüzünün bir ekran görüntüsü:
Meraklısına not : masaüstündeki kısayolun simgesi Windows'da olduğu gibi çıkmıyor. Ama isteyenler için ikon simgesi burada sıkıştırılmış truecrypt'in çıkartıldığı klasörün içindeki mount klasöründe var, 96 ve 288dpi'lık iki kopya.

9.10.2009

ntbackup kullanımı ile ilgili

2009 yılında ntbackup ile ilgili bilmediğim birşeyler olacağını hiç tahmin etmezdim. Bir sunucuda 5 kartuşumuz var. Bu kartuşların hepsinin üzerine ilgili gün isimlerini yazıp, her günün tam yedeğini (full backup) almamız gerekiyor. Yedekleme işlemi, önceden ayarlanmış haftalık olarak tekrarlayan görevler olacak.

Sunucunun başında bir yetkilinin de günlük olarak kartuşları değiştirmesi (Salı günü geldiğinde cihazın içindeki Pazartesi gününe ait kartuşu çıkartması ve üzerinde "SALI" yazanı takması) gerekiyor. Bu işi doğru olarak yapmanın "bir" yolu şu şekilde:

  • Her kartuşun üzerine bir etiket yapıltırılmış ve ait olduğu günlerin yazılmış olması gerekiyor. Sunucu başındaki operatörün aklı karışmasın.
  • Daha sonra ilk olarak kartuşu cihaza birer birer takıp hazırlamak gerekiyor. Hazırlamak için "Computer Management" içindeki Storage kısmından "Mark As Clean" veya "Prepare" komutunu vermek gerek.
  • Ardından kartuşa bir isim vermek gerek. Üstüne yapıştırdığınız etikete yazdığınız ismi (örneğin "SALI") vermek işimizi kolaylaştıracak elbette. Bunu yapmak için ntbackup ile küçük bir yedek almak yeterli. Ntbackup'ta yedeği alınmak üzere küçük bir dosya seçin. "Backup Destination" kısmında yedekleme cihazınız, "Backup media or file name" kısmında da "New" olmasına dikkat ederek "Start Backup" düğmesine basın.
  • Bundan sonraki adımda "Backup Job Information" diyaloğunda "Backup Description" kısmına yedeğin tanımını, onun altındaki kutuya da 3. adımda verdiğiniz ismi (örneğin "SALI") yazın. Buraya yazılan isim önemli, çünkü zamanlanmış yedekleme görevi çalışırken yedekleme cihazının içinde bu isimde bir kartuş olup olmadığını kontrol edecek. Eğer kartuş doğruysa yedeklemeye devam edecek. Değilse hata verip bırakacak. Bu arada bu ekranda "Replace the data on the media with this backup" seçimini yapın. En son olarak "Start Backup" düğmesine basarak yedeklemeyi tamamlayın.
Buraya kadar olan işlemler kartuşu zamanlanmış bir görev için hazırladı. Şimdi de bu kartuşu kullanacak bir zamanlanmış görev (scheduled job) yaratmaya geldi sıra. Bunun için de şu adımları yaptım:
  • Yedekleme cihazının içinde "SALI" kartuşu varken ntbackup'ta Backup sekmesine geldim. Yedeklenecek dosyaları seçtikten sonra Job menüsünden bu seçimi sali.bks dosyasına kaydettim (bu aşamada kaydetmeseydim ilerde kaydetmemi isteyecekti zaten).
  • Yine aynı ekranda "Backup Destination" kısmından yedekleme cihazımı seçtim. Onun altındaki "Backup media or file name" kısmından da daha önce isimlendirdiğim kartuşu, yani "SALI"yı seçtim.
  • Ardından "Start Backup" düğmesine bastım. Gelen ekranda yedekleme tanımı ve ortam etiketini girmem gerekti. "Backup Description" kısmına aldığım yedeği tanımlayan kısa birkaç kelime yazdım. Bu kısım loglarda gözükecek. O yüzden ayırt edici olması gerek. Alttaki kutuya da kartuş ismini, yani "SALI" girdim. Bu iki kutunun arasındaki yerde de "Replace the data on the media with this backup" seçeneğini işaretledim.
  • Bundan sonraki adımda "Schedule..." düğmesine basarak her hafta Salı geceleri, örneğin saat 22:00 gibi yedeklemeye ait zamanlanmış görevi yarattım.
Bu işlemi her gün ve her kartuş için yapmak gerek. Sunucunun başında olan birisinin de günlük olarak kartuşları değiştirmesi gerekiyor.

İşlem bu kadar. Özet olarak yeni kartuşu boş olarak işaretleyin, bir isim verin ve yeni yedekalma görevinin belirtilen isimdeki kartuşu kullanmasını sağlayın.

Buna alternatif olarak ntbackup'ı unmanaged mode'da kullanabilirsiniz. Bu iş için /um komut satırı switch'ini kullanmanız gerek. Bu durumda ntbackup, yedekleme cihazının içinde doğru kartuş var mı, yok mu denetlemez. Ne bulursa üzerine yazar. Ama bu yöntem pek tercih edilmez; managed mode daha çok tercih edilen ve önerilen bir yöntemdir.

16.09.2009

Kernel 2.6.30.5 ve kablosuz sorunu

Bir seneden uzun bir süredir muzdarip olduğum Linux'ta kablosuz ağ sorununa nihayet bir çözüm bulundu galiba.

Intel PRO/Wireless 3945abg kablosuz ağ kartımın linux'ta UNCLAIMED gözükmesi, ve bunun sonucunda da kablosuz ağlara bağlanamam konusuna daha önce değinmiştim. O gün bu gündür denediğim hiçbir linux dağıtımından olumlu sonuç alamamıştım.

Pardus 2009'da durumun değiştiğini farkediyorum. Şu anda 2.6.30.5 çekirdek kullanan Pardus 2009'dan kablosuz ağlara sorunsuz bağlanabiliyorum. Bunun bir tesadüf mü olduğunu bir süre düşündüm ama defalarca açıp kapatmama rağmen her seferinde Pardus sorunsuz çalışıyor. Ubuntu ise hala sorunlu.

Şimdi elimde şunlar var:

Ubuntu:
Linux çekirdeği sürümü : 2.6.28-11-generic
iwl3945 sürümü : 1.2.26ks (firmware : iwlwifi-3945-1.ucode)

Pardus:
Linux çekirdeği sürümü : 2.6.30.5-126
iwl3945 sürümü : 1.2.26ks (firmware : iwlwifi-3945-2.ucode)

Ayrıca, Pardus altında çalışan dell_laptop ve rfkill gibi modüller de var ki bunlar 2.6.30.5'e özel çekirdek modülleri sanırım. 3945 ile ilgili sorunun da aslında büyük oranda Dell marka dizüstü bilgisayarların kablosuz açma/kapama anahtarı ile ilgili olduğu bilgisi ile (bu fikri ubuntuforums.org'dan edinmiştim) bu modüllerin derdime derman olacağına inanıyorum.

Ubuntu 9.04 için şu anda en güncel çekirdek sürümü 2.6.28-11. Haricen çekirdek derleme işine girmek istemiyorum; bu geçişi Ubuntu 9.10'a bırakacağım. Kod adı Karmic Koala olan yeni sürümün Alpha2'sinde 2.6.30.5 kullanılıyormuş. Yani nihai sürümde muhtemelen kablosuz sorun yaşamayacağım. Herkese müjde!

NOT: Nedendir bilinmez, Ubuntu Karmic'te kablosuz bağlantım Pardus'taki kadar sorunsuz çalışmıyor. Pardus'ta şimdiye kadar hiç sorun yaşamamış olmama rağmen Ubuntu'da bazen kablosuz kartım yine aynı şekilde sorun çıkarabiliyor (Mart, 2010)

7.09.2009

Samsung 40B653 artılar ve eksiler

Samsung 40B653, bir optik ses çıkışı ile geliyor. Yani, cihazın sesini bir ses sistemine vermek isterseniz analog çıkışlara mahkum değilsiniz. Bilmem kaç kanal sesi tek bir kabloyla üstelik kayıpsız/gürültüsüz olarak gayet net bir şekilde ses sistemine verebilirsiniz. Örneğin cihazın kendi media player'ı ile oynatılan filmlerin 5+1 sesleri, kendi DVB-C tuner'i ile aldığı yayınların sesleri gibi. Peki ya HDMI üzerinden bağlanmış başka cihazlarından gelen sesler? İşte bu pek de beklendiği gibi değil.

Bilgisayarınızı, uydu alıcınız veya DVD player'ınızı televizyonunuza HDMI üzerinden bağladığınızda, sesleri ancak stereo olarak ses sisteminize aktarabilirsiniz. Televizyonu alırken böyle olduğunu bilmiyordum ama piyasadaki LCD'lerin büyük bir çoğunluğu HDMI üzerinden gelen çok kanal sesleri sadece stereo olarak optik ses çıkışından verebiliyorlar. Bu büyük bir eksi elbette. Ama bunu yapabilecek televizyon şu anda piyasada yok gibi.

Başka bir konu da DTS sesler. Televizyonun kendi media player'ı DTS sesleri çalmıyor. Bu da büyük bir eksiklik. Bir çok filmin sadece DTS ses desteğiyle geldiğini düşünürsek kurcalamaya gerek kalmadan izleyebileceğimiz film sayısı biraz azalıyor.

Ayrıca televizyon, birden fazla ses izi olan filmlerin sadece varsayılan ses izini dışarıya verebiliyor. Diğerlerini seçme şansınız yok. Yani bir mkv dosyasında hem İngilizce hem de Türkçe dublaj varsa, sadece default sesi duyuyorsunuz. Diğerini seçme şansınız yok.

Aldığım günden beri Samsung web sitesinde 3 tane firmware yayınlandı. Bunların hiçbirini henüz yüklemedim. Ama Samsung'un firmware güncellemesi konusundaki başarısı da bir artı. Donanımhaber.com'daki şu forumda firmware'lerle ilgili yorumlara yer veriliyor. DTS desteği getiren ve/veya filmlerdeki ikinci sesi seçme şansı veren bir firmware'i heyecanla bekliyorum.

5.09.2009

VirtualBox'a eski sanal makinaları aktarmak

VirtualBox'ta kolay bir import özelliğinin olmaması büyük bir eksiklik. Şimdiye kadar ben de eski sanal makinalarımı nasıl yeni kurduğum bir bilgisayara, veya başka bir bilgisayara aktarırım, bilmiyordum. Artık öğrendim.

Virtualbox her türlü meta verisini xml dosyalarında tutuyor. İki çeşit xml dosyası var. Bunlardan birisi kullanıcının profil klasörünün içindeki .virtualbox (başındaki noktaya dikkat!) klasörünün içinde bulunan Virtualbox.xml dosyası. Bu dosya, genel olarak programın ayarlarını, ana pencereyi açtığınızda görülen sanal makinaların listesini ve sisteme kayıtlı olan sabit diskler ve cd kalıp dosyalarını (image files) saklıyor. Diğer xml dosyası ise kurulu bir sanal makinanın ayarlarını (kaç disk bağlı, snapshot'lar nerede vs.) saklıyor. Eğer çalışan sisteminizin birinci olarak bahsettiğim Virtualbox.xml dosyası elinizde ise bunu hedef bilgisayarda oturum açmış kullanıcının profilindeki .virtualbox klasörüne taşıyarak tüm dertlerinizden kurtulabilirsiniz. Ama eğer Virtualbox.xml dosyası artık ulaşılamıyorsa, yani gerçekten bir "import" özelliğine ihtiyaç duyuyorsanız, bu dosyayı sıfırdan tırnaklarınızla yaratmanın yolu burada.

Muhtemel senaryomuz şöyle olsun: C: sürücüsünü formatladınız, Virtualbox.xml dosyası gitti. Ama Default Hard Disk Folder ile Default Machine Folder zarar görmeden duruyor. Bu durumda VirtualBox'ı bir kez çalıştırıp, Default Hard Disk ve Default Machine klasörlerini ayarlayıp kapatın. Bu sayede kullanıcı profiliniz içindeki .virtualbox klasöründeki Virtualbox.xml dosyasını oluşturdunuz. Şimdi bu dosyaya eskiden kurmuş olduğunuz makinaları ekleyelim.

Virtualbox.xml dosyası en üstte bir xml bildirisi ile başlar. Bu satırı, diğer bütün satırları içine alacak VirtualBox ve Global tag'ları takip eder:


Bundan hemen sonra genel sistem bilgilerini tutan ExtraData tagı içindeki ExtraDataItem tag'ları vardır. Bunlara dokunmak zorunda kalmayacağız. Sanal makinamızı kaydedebilmek için MachineRegistry tag'ını bulun ve içine aşağıdaki gibi yeni bir MachineEntry tag'ı yaratın:


Bu eklemeyi yaparken Virtualbox'ın kapalı olması gerekir. Aksi halde Virtualbox.xml dosyasına yazılamayacaktır.

Yukarıdaki eklemeyi yaptıktan sonra makinamızın sabit disk(ler)ini eklemek gerek. Snapshot'larınızın da olduğunu varsayarak anlatacağım. Eklemek istediğiniz sanal makinaya ait xml dosyasını (yukarıdaki örnek için dummy.xml) açarak StorageControllers tag'ının içindeki Image tagını bulun ve bunun içindeki uuid özniteliğinin değerini kaydedin (Bütün uuid değerleri rastgele atanan benzersiz değerlerdir). Bu Image tag'larından birden fazla olacaktır (snapshot'lar için). Dosyanın içinde yer alma sırasına göre bunları MediaRegistry tag'ı içindeki HardDisks tagı içine ayrı ayrı HardDisk tagları olarak ile Virtualbox.xml dosyasına ilave edin. Şu şekilde gözükmelidir:


İlk HardDisk tag'ı ile diğer HardDisk tag'ları arasında bir fark var: ilkinin sonundaki type="Normal" özniteliği. İlki sanal makinanın ilk oluşturulan sabit diski. Diğerleri buna bağlı olarak çalışan snapshot dosyaları. Bunlarda type özniteliği yok. Hiyerarşik olarak en içteki HardDisk tagının (en son alınan snapshot'ın) kapalı bir tag olduğuna, diğerlerinin ayrıca /HardDisk öğesi ile kapatıldığına dikkat edin.

Takılacak sabit disklerin girişini yaptıktan sonra sistemde tanımlı bulunmasını istediğiniz CD/DVD kalıp dosyaları (iso dosyaları) varsa bunları da MediaRegistry tagının içine DVDImages içine yukarıdaki gibi yazabilirsiniz. Eğer dondurulmuş sanal makinalar yoksa bu adımın çok gerekli olduğunu sanmıyorum.

Samsung LCD TV'de DLNA özelliği ile video izlemek

Samsung 40B653 televizyonun DLNA (Digital Living Network Alliance) özelliği olduğundan daha önce bahsetmiştim. Wikipedia'ya göre DLNA; yeni nesil elektronik eğlence cihazlarının ağ üzerinden içerik paylaşmasını sağlayan bir standart. Yani modemim üzerinden aynı ağa bağlı olan televizyonumla bilgisayarım arasında bir bağlantı kurulabilir. Televizyonumdan, bilgisayarım üzerinde yarattığım bir paylaşıma erişerek oradaki resim, video ve müzik dosyalarına ulaşabilirim.



Bunu yapabilmek için televizyonla birlikte gelen Samsung PC Share Manager yazılımını Windows bir PC'ye kurmam gerek. Bu yazılım, bilgisayarımın, televizyonun erişebileceği şekilde bir paylaşım yaratmasına izin verecek.

Yazılımı kurduktan sonra ilk açılışta sunucunun (PC Share Manager'in kurulu olduğu bilgisayar) adını değiştirdim (XPSM1530).


Bu işlemden sonra videolarımın bulunduğu klasörü paylaştırdım.

Bütün bunları yaptıktan sonra televizyonumdan hala bilgisayarımı göremiyordum. Son bir adım daha vardı, o da cihaz ilkesi ayarlama:

Bu adımdan sonra televizyonumun MediaPlay bölümüne gelerek aygıtları inceledim. Ve orada XPSM1530 duruyordu.

DLNA'yi seçtikten sonra bilgisayarımdaki film listesi karşıma şu şekilde geldi:

Emin olmak için bir de aygıt özelliklerine baktım ve...

evet, DLNA! Bütün filmleri USB disklerim üzerinden bilgisayarıma bağlıyabiliyor olsam da bu özellik de güzel. Bu sayede yine televizyonumun çözebildiği codec'lerle sınırlıyım. Bilgisayarıma yükleyeceğim codec'lerin hiçbir faydası olmayacak, merak edenler varsa.

Bu arada film listesini gezerken birşey dikkatimi çekti. DLNA ile gezinirken, USB disklerde olduğu gibi klasör görünümü (Temel Görünüm) mümkün değil. Bunun yerine Başlık, Klasör ve Zaman Çizelgesi görünümleri var ama buradaki Klasör görünümü bahsettiğim ve alışık olunan klasör görünümü değil (Samsung buna Temel Görünüm demiş). Klasör görünümü ile yukarıdaki resimde görülen bir liste oluşuyor.

Son bir not: PC Share Manager yazılımı bunu kurulum sırasında yapıyor ama, size yine de Windodws Güvenlik Duvarı üzerinde bir kuralınız olduğudan emin olun. Bende aşağıdaki gibi bir kural kurulum sırasında yaratılmış ve etkinleştirilmiş (WiseLinkPro).


Ayrıca Nokia N79 ile Samsung 40B653 arasında bir DLNA bağlantısı için şu sayfaya, Samsung 40B653 ile Ubuntu Karmic arasında miniDLNA yazılımı ile DLNA bağlantısı için de şu sayfaya bakabilirsiniz.

26.08.2009

Yemeksepeti : "Ne yediğiniz bizi hiç ilgilendirmiyor"

Yemeksepeti.com güzel bir fikir. Çevrenizdeki tüm restaurant ve fast food'ları bir yerden görme ve arasından seçim yapma imkanı veriyor. Üstelik bu aracılık için sizden ek bir ücret de talep etmiyor.

Son kullanıcı olarak nasıl bir sistem kurduklarını, sisteme üye olan firmalarla ilişikilerini hangi seviyede tuttuklarını hiç bilmiyorum, bilmem de gerekmiyor. Benim tek istediğim siteden siparişi vermek, belirtilen makul sürede siparişimin elime geçmesini beklemek, ve ücretini de kapıda ödemek.

Her sistem çalışırken güzeldir. Ama sorun çıktığında bunun halledilebilir olması o sistemi daha da güzel yapar. Yemeksepeti sorunlarla nasıl ilgileniyor?

Birkaç hafta önce yine Yemeksepeti.com üzerinden bir sipariş verdim. Siparişimin üzerinden uzun süre (~ 50 dk) geçmesine rağmen elime ulaşmayınca siteden canlı destek sayfasına girerek bir yetkili ile "chat" yaptım. Yetkili sipariş verdiğim firmayı arayarak durum bilgisi aldı ve siparişimin yolda olduğunu söyledi. Sipariş verdiğim yerin evime yürüyerek 10 dk. uzaklıkta olmasına rağmen bu gecikme ilginçti. Ama yaklaşık 1 saat sonra siparişim kapıdaydı. Acıkmış olmanın verdiği acelecilikle bu konuyu daha fazla uzatmadım; siparişi teslim alarak borcumu ödedim. Televizyon karşısına geçerek paketleri açtım ve yemeye başladım. Ama bir süre sonra yediklerimin sipariş verdiğim şeyler olmadığının da farkına vardım. Sipariş verdiğim şey ekmekle servis edilen, yanında birkaç çeşit garnitürü olan bir yiyecekti. Elime geçense ekmeksiz ve garnitürsüz yalın bir yiyecekti. Benden aldıkları bedel de bana teslim edilenin değil, sipariş verdiğim ürünün bedeliydi.

Bu durumu Yemeksepeti'ne bildirdiğimde aldığım cevap "firma yetkililerine bildirilecek ve gün içinde size cevap verilecek" şeklinde oldu. Aynı gün cevap alamdım ve 3 gün sonra bir hatırlatma daha yaptım. Aldığım mesaj ilkinin kopyası gibiydi. Şu an olayın üzerinden 3 hafta geçti ve bana kimse birşey bildirmedi.

Demek ki çalışan sistem güzel, ama sorun çıkınca kimse sorunla nasıl ilgileneceğini bilmiyor. Ya da sorun çözmekle ilgili bir politikaları yok. Sitenin başlığına "Kredi kartınız bizi hiç ilgilendirmiyor" yazmak çok havalı duruyor. Ama bundan sonraki sloganınızı "Ne yediğiniz bizi hiç ilgilendirmiyor" olarak seçmeniz yaptığınız işi daha iyi tarif edecektir!

24.08.2009

32 bitlik sistemler ve bellek sınırları

Windows ve diğer işletim sistemlerinin 64 bitlik sürümlerini duymuşsunuzdur. Sistem tasarımında 64 bitlik adres ve veriyolu kullanan bu yeni sistemlerin 32 bitlik sistemlere göre bir seferde daha fazla (2 kat) veri aktarabilecekleri fikri, başta herkes gibi bana da daha hızlı bir sistem çağrışımı yapmıştı. Zaman geçtikçe sağda solda benchmark testleri, 32 bitlik sistemlerle 64 bitlik sistemlerin performans açısından ciddi farklar sağlamadığını (hatta bazı özel durumlarda daha bile yavaş kaldıklarını) gösterdi. Peki 64 bitin avantajı neydi?

32 bitlik bir adres ve veriyoluna sahip bir mikroişlemcinin adresleyebileceği azami alan 4 GB'dir. Bu alana bellekle birlikte işlemcinin erişeceği diğer donanım da dahildir (örneğin ekran kartı). Bu gibi donanımlara erişmek için kullanılan alan genelde 4 GB'lık alanın en son kısmında yer alır. Bu ne demek? Eğer 1 GB'lık belleği olan bir ekran kartınız varsa bu 1 GB'lık belleğe erişim için 4 GB'lık adres alanının sonunda 1 GB'lık alan ayrılır. Diğer sistem donanımlarınız (ses kartı, ethernet kartı vs.) için de bir miktar alan ayrılır. Dolayısıyla 4 GB'lık alanın 1 GB'tan daha büyük bir kısmı kullanılamaz olur. Bu da, piyasada satılan 4 GB belleği ve 1 GB'lık bir ekran kartı olan bir oyun bilgisayarını 32-bitlik bir işletim sistemi ile kullanmak isterseniz en azından 1 GB'lık bir belleği adresleyemezsiniz demektir. Yani size kalır 3 GB'tan daha az bir bellek. Ama siz 4 GB parası vermiştiniz?

Aslında 64 bitlik sistemlerde de durum aynı. Adreslenebilir alanın son 1 GB'tan fazla kısmı ekran kartına ve diğer sistem donanımlarına ayrılır. Ama 64 bit bir sistemin adresleyebileceği alan çok daha fazla bir alan olduğu için bu, en azından şimdilik, muhtemel bellek miktarlarından daha uzak bir noktaya denk geliyor. Kısacası şu, 4 GB'lık belleğinizin tümünü 1 GB'lık ekran kartı olan bir makinede kullanabilirsiniz!

32 bitlik Windows Server işletim sistemlerinin, PAE (Physical Address Extension) sayesinde, 4 GB'tan daha fazlasını adresleyebilmeleri mümkün. Windows XP sürümlerinin böyle bir şansı yok. Bunun sebebi de Mark Russinovich'in Technet'teki blog'unda açıklanmış. Burada söylenene göre masaüstü işletim sistemlerinde 4 GB sınırını koyan donanımların sürücüleri. Bu sürücülerin 4 GB sınırlarla tasarlanmış olmaları ve PAE eklentileri ile daha yüksek bellek miktarlarınında yapılan denemelerde ciddi sistem hatalarına yol açmaları. Bu yüzden Microsoft, Windows XP 4 GB sınırı koymuş. Elbette bu, Windows XP'nin 64 bitlik sürümleri için geçerli değil.

Windows Vista yüklü bir bilgisayarda ne kadar belleğiniz olduğunu ve bunun ne kadarını kullanabildiğinizi görmek için Sistem Bilgisi'ni (msinfo32.exe) kullanabilirsiniz.

Yukarıdaki Sistem Bilgisi penceresinde görüldüğü gibi bilgisayardaki toplam fiziksel bellek (Installed Physical Memory) 4 GB olmasına rağmen, kullanılabilir fiziksel bellek (Total Physical Memory) sadece 3,48 GB. Aradaki farkın hangi donanımlar tarafından kullanıldığını görmek isterseniz Aygıt Yöneticisini kullanabilirsiniz.

Masaüstü bilgisayarlarımızda 512 MB kullandığımız günlerden 4 GB'lık sistemlere geçiş çok hızlı oldu. Bu konuda Windows Vista'nın payı büyük (!). Ama Windows 7, Vista'ya kıyasla daha az bellek kullanıyor. Bu sebeple 4 GB sınırı bir süre daha 32 bitlik işletim sistemi kullananları rahatsız etmeyecek gibi. Bunun için Microsoft da Windows 7'nin 32 bitlik sürümlerini çıkarıyor. Ama gelecek 64 bitte. Er ya da geç 64 bit sürücülerin yaygınlaştığı, uygulama uyumsuzluklarının kalmadığı bir gün gelecek.

7.08.2009

Uzak masaüstü bağlantısı üzerinden yazıcı yönlendirmesi

Uzak masaüstü bağlantısının (RDP) güzel bir özelliği de istemci bilgisayardaki kaynakları sunucu üzerinden kullanabilme imkanı sunması. Bilgisayarınıza fiziksel olarak bağlı olan yazıcıyı uzak masaüstü yaptığınız sunucu ekranında da görebilir ve çıktı alabilirsiniz.

Ama her zaman değil! Bazı yazıcılar için bu iş beklendiği kadar düzgün çalışmıyor. Bugün bir bilgisayarda uzak masaüstü bağlantı ekranında "yazıcılara bağlan" kutusunu işaretlememe rağmen sunucu ekranında yazıcıyı göremedim. Sistem olay kayıtlarını incelerken TermServDevices kaynaklı #1111 hataları ile karşılaştım. Sürücünün bilinmediğini ve bir sonraki bağlantı öncesinde sürücünün yüklenmesi gerektiğini söylüyordu.

Microsoft Support sitesinde KB302361 makalesini buldum ama burada söylenenler derdime derman olmadı. Experts-exchange.com'da bulduğum bu yazı da bunun gayet sık karşılaşılan bir sorun olduğunu ve sürücünün sunucu üzerinde kurulması ile sorunun halledileceğini söylüyordu. Söylenene göre bazı durumlarda yazıcının sürücüsünün sunucu üzerine kurulması yeterli olurken bazı durumlarda yazıcının fiziksel olarak sunucuya bağlanması gerekiyormuş. Bu biraz zor olacak. Onun yerine şunu denedim: istemcideki yazıcıyı paylaştırdım. Sunucudan, istemcideki paylaştırılan yazıcıya bağlandım. Bu işlem sırasında gerekli sürücü dosyaları sunucuya aktarıldı. Daha sonra yazıcıyı kaldırdım. Elbette bu işlem az önce aktarılan sürücü dosyalarını silmediği için sorun yok. Daha sonra uzak masaüstü bağlantısını tekrarladım ve yazıcım nihayet göründü. Her zaman bu kadar kolay olmayabilir. Bir dahaki sefere yazıcıyı kucaklayıp sunucuya bağlamak zorunda kalabilirim!

15.07.2009

Samsung 40b653 LCD TV ve pixelmapping

40" FullHD televizonunuzu HDMI veya DVI kablosu ile bilgisayarınızın görüntü çıkışna bağladınız diyelim. Bilgisayarınızın ekran çözünürlüğünü de 1920x1080'e ayarladıktan sonra eğer bilgisayarın çıkş verdiği her pixel'e karşılık televizyonunuzda sadece 1 pixel denk geliyorsa televizyonunuzun pixelmapping özelliği var demektir. Bununla ilgili ayrıntılı bilgiyi şu sitelerde bulabilirsiniz:

http://pixelmapping.wikispaces.com/Pixel+mapping+explained
http://forum.tigerdave.com

Gelelim Samsung'a. 4 HDMI girişi olan 40B653'ün pixelmapping yapıp yapmadığına dair bir bilgi bulamadım. Ama bilgisayarı bağladığımda yukarıdaki sayfalarda verilen testler, pixelmapping olmadığını gösteriyordu. Tam hayal kırıklığına uğrayacaktım ki, çözümü buldum.

Herhangi bir HDMI portundan bağlıyken, menüyü açarak şu sırayı izleyin:

Görüntü>Resim Seçenekleri>Boyut=Ekrana Sığdır
Bundan sonra pixelmapping testleriniz mükemmel olarak ekranda gösterilecektir.

Teledünya ve Uydunet

40" lik HD bir televizyon alınca ona uygun bir yayın da bulmak gerekirdi. Analog kablo tv kalitesi bile 102 cm'lik ekranda çok vasat bir görüntüye sebep oluyor. Ben tercihimi kablolu sayısal yayın olan Teledünya'dan yana kullandım. Görüntü kalistesi, gördüğüm kadarıyla standart uydu yayınlarından daha iyi. Şimdilik içinde birkaç HD yayın da var. Televizyonu test etmek için güzel.

Teledünya aboneliği için bulunduğunuz konumda kablo tv altyapısının olması gerekiyor. Yoksa üzülmeyin, çok yakında gelecektir. Bu aralar çok sayıda sokak kazılarak yeni fiber kablolar döşeniyor. Bu altyapı üzerinden Uydunet adındaki internet altyapısı da sağlanacak. Ben aboneliğimi bir kampanya üzerinden yaparak hem Teledünya, hem de Uydunet aldım (ücretsiz kurulum, kablosuz modem, indirimli SD set-top box ve 2 ay indirimli internet). ADSL aboneliğimi de sonlandırdım. Şu andaki durumdan gayet memnunum. Evdeki diğer eski tip televizyonlar için de kablo tv aboneliğim devam ediyor, bunun için de ücret alınmıyor.

Uydunet internet performansı eşdeğer ADSL'ye göre daha performanslı.

İki farklı Teledünya aboneliği var. Biri SD, diğeri HD abonelik. Seçime göre farklı set-tob box alınması gerek. Aslında DVB-C tuneri olan bir televizyonunuz varsa bir Conax modülü edinerek set-top box'a ihtiyaç duymadan HD yayınları izleyebilirsiniz. Ama Teledünya aboneliği set-tob box'sız yapılmıyor. Yayınların çoğu zaman şifresiz olduğunu da düşünürsek kabloyu direk DVB-C tuneri olan televizyona bağlayıp izleyebilirsiniz de. Bu konular hakkında güzel bilgiler http://www.teledunya.tr.cx sitesinde verilmiş.

Samsung 40b653 LCD TV

Plasma, LCD, LED derken kısa sürede televizyon piyasası çok çeşitlendi. Plasma televizyonların parlaklığıydı, LCD'nin ömrüydü derken bir de LED TV'ler çıkınca karar vermek iyice zorlaşmıştı. Mütevazi bir LCD alma düşüncesiyle çıktığım yolu, 40" lik internet bağlantılı ve media player özelliği olan bir FullHD televizyonla sonlandırdım. Şimdiye kadar gayet memnun kaldığım yeni nesil Samsung televizyon hakkında birkaç şey yazmak istedim.
Öncelikle bu ürün yeni nesil "B" serisi bir LCD televizyon. Kontrast oranları A serisine göre daha yüksek. Bu yüksekliği 10,000'in katları şekilde belirtmekten vazgeçmiş, Samsung. Bunun yerine "High Contrast", "Ultra High Contrast" ve "Mega Contrast"ı kullanıyor. Yeni nesil ürünler, A serisine göre daha üstün. Ama fiyatları A serisne göre çok yüksek değil.

Hemen tüm televizyonlarda bir veya daha fazla USB girişi var. JPEG ve MP3 dosyalarını tanıyabiliyorlar. 600 ve üstü ürünlerde ise media player özelliği de var. Üstelik çok gelişmiş bir media player bu. Sadece Divx ve Xvid oynatmakla kalmıyor mkv, mp4 ve wmv dosyalarını da oynatabiliyor. Hem USB flash diskleri, hem de USB sabit diskleri okuyabilen bu modelin FAT dosya sisteminin yanında NTFS desteği de var. Ancak exFAT ve diğer dosya sistemlerini tanımadı. Tüm format desteği aşağıdaki tablodan görülebilir.


DLNA özelliği ile bilgisayarınızın diskindeki filmelere doğrudan erişim sağlıyor. Onları önce bir USB belleğe/diske alıp sonra televizyona takmaya gerek yok. Hatta harici bir kablosuz adaptör ile evdeki kablosuz ağa da bağlanabildiği söyleniyor ama bu adaptörü henüz piyasada göremedim.

Dahası üzerinde DVB-T ve DVB-C tuneri var. Bu ne demek? Hem sayısal karasal yayın, hem de sayısal kablolu yayınlar için bir set üstü kutuya ihtiyacınız yok.

B620 ve B650 serisi arasında kararsız kalanlar için ufak bir fark daha: Samsung yetkili satıcıları iki serinin aynı LCD paneli kullandığını söylüyor. Ama 650 serisinin ekranı daha parlak. Bu daha fazla istenmeyen yansıma demek. Ama renkler de daha canlı. Normalde iki ayrı odada duran televizyonun arasındaki farkı ayırt etmek zor. Ama mağazada yan yana görünce fark ortaya çıkıyor.

Bunların yanında bir de güzel kumandası var. Kumandanın tuş aydınlatması var. Gece karanlıkta çok faydalı oluyor. Aydınlatmayı açık unutunca bir süre sonra kendiliğinden kapanıyor.

Televizyonda tek tuner var. Tüm yayınların artık harici bir "kutu" üzerinden alınmaya başlandığı bu dönemde ikinci bir tuner'in israf olduğunu düşünmüşler. Ama iki farklı kaynak arasında PIP yapabilirsiniz.

İnternet bağlantısı var demiştim. O konuyu da biraz açayım. Televizyonu bir bilgisayar gibi kullanıp her internet sayfasını ziyaret etmek gibi bir durum yok. Ancak Samsung'un ve diğer üreticilerin geliştirdikleri ufak yazılım parçalarını download ederek internet üzerinden hava durumu, son haberler, piyasa bilgileri gibi online verilere erişmek mümkün. Ayrıca Twitter, Flicker ve Youtube eklentileri ile bir kısım internet ihtiyacınızı televizyonunuzdan karşılayabilirsiniz. Youtube ve Yahoo Video eklentileri, internet ortamında var olan videoları televizyonunuzdan izlemek için özellikle çok kullanışlı.

Ben teknoloji mağazalarında gezerken önce 40B651'i beğenmiştim. Ama Samsung bayii, bu ürünün yerine 40B653'ü temin edebileceğini söyledi. Öğrendiğime göre 651 sadece teknoloji marketlerine veriliyor, 653 ise Samsung bayilerine. Daha sonraki şartlar bir 653 almama sebep oldu.

Ürünle ilgili bir eksik nokta hiçbir şekilde ulaşılamayan ayrıntılı bir kullanım kılavuzu. Kutusundan 512 MB'lık bir USB bellek çıkıyor. Bunu taktığınızda size bol resimli bir tanıtım çıkıyor. Ama ayrıntılı ayarları açıklayan ne basılı ne de elektronik bir döküman yok.

Bu ürünün ayrıca content library falan gibi pratikte pek fazla kullanışlı olmayan bir özelliği daha var ama o konuda çok fazla şey söylemeye gerek sanıyorum.

26.05.2009

Folder Options'ta "Show all files and folder" seçeneği gözükmüyor

Windows XP kullandığım süre boyunca hiç başıma gelmeyen birşey, Vista'da geldi. Windows Explorer'da Folder Options'ta (Klasör seçenekleri) gizli dosyaları da görebilmek için yapılan ayar "Show all files and folder", bir türlü gözükmüyordu.


Nasıl düzeltebileceğim konusunda bir bilene (Google!) sorduğum soruların cevapları hep "Bilgisayarınızda virüs (malicious software olarak bilinen zararlı yazılımlardan biri) var, iyice bi' tarattırın" şeklindeydi. Pek ihtimal vermesem bile, son zamanlarda rootkit bileşenleriyle gittikçe tehlikeli hale gelen yeni nesil bilgisayar virüslerinden bir tanesinin de dikkatimden kaçıp bilgisyarımda aktif olması ihtimali üzerine harekete geçip ayrıntılı bir tarama yaptım. Sonuç, elbette sıfır virüs!
Zararlı yazılımlar konusunu kapattıktan sonra tekrar bir bilene döndük. Tarama öncesinde, registry'de HKLM'de aşağıdaki anahtarın yapısı ile ilgili bazı sayfalara rastlamıştım. Hepsi de

HKLMSOFTWARE\Microsoft\Windows\CurrentVersion\explorer\Advanced\Folder\Hidden

Anahtarı altında NOHIDDEN ve SHOWALL anahtarlarının ve bazı birkaç değerin varlığından bahsediyordu. Benim durumumda her şey yerli yerindeydi.


Sonunda şu sayfaya ulaştım. Bu sayfada söylenen,

HKEY_LOCAL_MACHINE\SOFTWARE\Microsoft\Windows\CurrentVersion\explorer\Advanced\Folder\
Hidden\SHOWALL

altında

CheckedValue (DWORD) değişkenini yaratıp, değerini 1 olarak ayarlamaktı. Bunu yapınca oldu. Elbette CheckedValue değişkeninin nasıl silindiği bilinmiyor.

6.05.2009

Cep telefonuyla konuşurken araba sürmek

Genelde trafik canavarı olmakla eşdeğer olan davranış. Ama neredeyse hiçbirimiz bundan kaçınmıyoruz. Durumun vehametini daha iyi anlatabilmek için İngiliz Ulaştırma Bakanlığı tarafından geliştirilen bir bilgisayar oyunu, hem telefonla konuşup hem de araba kullanmanın zorluğunu sanal ortamda göstermeyi hedefliyor.

Gerçek dünyada direksiyon başında telefonla konuşurken karşı karşıya kaldığımız bu kadar zor bir durum mudur, bilemiyorum. Durum galiba biraz abartılmış.

Kaynak : http://www.chip.com.tr/konu/Bu-oyun-size-gercekleri-gosterecek_12537.html

.tv alan adı uzantıları hakkında

Bugünlerde bir sürü dizinin ve filmin .tv ile biten bir internet sayfası var. .com ve .net gibi genel en üst seviye uzantılarından (gTLD) olduğunu düşündüğüm .tv uzantısı aslında Tuvalu Adaları'nınmış. Chip'in haberine göre 2000 yılında Tuvalu hükümetinin .tv uzantısını genel kullanıma açmasıyla birlikte artan kullanım, GoDaddy'nin uyarısı sonunda farklı bir boyut kazandı. Adanın en yüksek noktasının 4.5 metre olması ve git gide daha da suya gömülme tehlikesiyle karşı karşıya olması sebebiyle, GoDaddy, .tv uzantısını seçenlere "Ada batıyar, başka bir uzantı seçmeniz sizin için daha hayırlı olur" benzeri bir uyarı yapıyor.

Kaynak: http://www.chip.com.tr/konu/TV-uzantili-alan-adi-bu-adayla-batiyor_12524.html

4.05.2009

Ubuntu'da bluetooth ile GPRS bağlantısı

Geniş bant internet bağlantı alternatiflerinin çoğalmasıyla çevirmeli ağ bağlantısı gibi yavaş bağlantı çeşitlerine ihtiyacım kalmadığını düşünüyordum. Ama ne kablolu ne de kablosuz internet bulamayacağım bir noktada (PCMCIA kartım veya 3G destekleyen hattım yok) bu tek seçenek olarak karşıma çıktı. Uzun zamandır göz ardı ettiğim bu yöntemi kullanabilmek biraz Google'lama yaptım. Ve sonuca şu adımlar sonrasında ulaştım (ben Ubuntu 8.10 Interpid Ibex x86 kullanıyorum):

Öncelikle sistemde bluez-utils, blues-pin ve ppp paketlerinin kurulu olduğundan emin olmak gerekiyor (blues-pin bende kurulu değildi, repo'larda da böyle bir paket bulamadım)

$sudo apt-get install bluez-utils
$sudo apt-get install blues-pin
$sudo apt-get install ppp
Bundan sonra bilgisayardan, çevresindeki bluetooth cihazları aratmamız gerek. Bunu grafik arayüzle değil, komut satırından yapacağız. hcitool aracını kullanarak bir tarama yapalım. Tam bu noktada bluetooth hizmetini kullanacağınız telefonun bluetooth'unu açmayı unutmayın.

$hcitool scan
Bunun sonucunda şuna benzer bir çıktı alacağız.

Scanning ...
00:07:3A:08:EE:74       Genius
00:18:13:50:0C:EB       musica
Diyelim ki yukarıdaki musica sizin telefonunuz. Yanında yazan numarayı kopyalayın - daha sonra lazım olacak. İlk iş olarak telefonla bilgisayarınızı eşleştirelim (pairing). Bunu yine hcitool ile yapacağız. Aşağıda her adımda yazan 00:18:13:50:0C:EB'yi sizin telefonunuzun MAC adresi ile değiştirmeyi unutmayın.

$sudo hcitool cc 00:18:13:50:0C:EB

Eşleştirmeyi tamamlamak için bir de şu komutu vermek gerekecek:

$sudo hcitool auth 00:18:13:50:0C:EB
Sıra telefonunuzun sunduğu hizmetleri sorgulamaya geldi. Bunu yapmak için Service Discovery Protocol (SDP) aracı olan sdptool'u kullanacağız. Aşağıdaki adımın sonucunu bir dosyaya yönlendirerek dosya üzerinde çalışmayı deneyebilirsiniz. Ama shell penceresinden de istediğiniz işlemleri yapabilirsiniz.
$sdptool browse 00:18:13:50:0C:EB
Bunun sonucunda şuna benzer uzuuun bir çıktı alacaksınız.
Browsing 00:18:13:50:0C:EB ... Service Description: Sony Ericsson K750 Service RecHandle: 0x10000 Service Class ID List: "PnP Information" (0x1200) Service Name: Dial-up Networking Service RecHandle: 0x10001 Service Class ID List: "Dialup Networking" (0x1103) "Generic Networking" (0x1201) Protocol Descriptor List: "L2CAP" (0x0100) "RFCOMM" (0x0003) Channel: 1 Profile Descriptor List: "Dialup Networking" (0x1103) Version: 0x0100 Service Name: Serial Port Service RecHandle: 0x10002 Service Class ID List: "Serial Port" (0x1101) Protocol Descriptor List: "L2CAP" (0x0100) "RFCOMM" (0x0003) Channel: 2 ...
Tüm çıkış yerine bizi ilgilendirecek birkaç satırı yazdım. Daha da önemli yerleri kırmızı olarak işaretledim. Bluetooth üzerinden GPRS bağlantısı Dial-up bir bağlantı olduğundan bu çıkışın içindeki Dial-up Networking kısmını bulmamız gerekiyor. Bu kısmın en altında yazan Channel numarasını da kaydetmemiz gerek. Yani bizim durumumuzda bu kırmızı ile belirtilen 1 numaralı kanal olacak.

Bu adımdan sonra /etc/bluetooth/rfcomm.conf dosyasını root yetkileriyle açarak içine şu satırları ekledim:

rfcomm0 { bind yes; device 00:18:13:50:0C:EB; channel 1; comment "PPP connect"; }
Bundan sonra bluetooth servisini tekrar başlattım (kaynak dökümanda bluez-utils'i tekrar başlatmam söyleniyordu ama benim makinamda bu yoktu)
$sudo /etc/init.d/bluetooth restart
Bir tek bir PPP bağlantısı yaratmak kaldı. Onu yaratmak için önce /etc/ppp/peers/bluetoothconn dosyası yaratarak (root yetkileriyle) içine şu satırları yazdım.
debug noauth connect "/usr/sbin/chat -v -f /etc/chatscripts/bluetoothconn" usepeerdns /dev/rfcomm0 115200 defaultroute crtscts lcp-echo-failure 0
Daha sonra da /etc/chatscripts/bluetoothconn dosyasını yaratarak şu satırları ekleyin:
TIMEOUT 35 ECHO ON ABORT 'nBUSYr' ABORT 'nERRORr' ABORT 'nNO ANSWERr' ABORT 'nNO CARRIERr' ABORT 'nNO DIALTONEr' ABORT 'nRINGINGrnrnRINGINGr' '' rAT OK 'AT+CGDCONT=1,"IP","internet"' OK ATD*99# CONNECT ""
Ben Turkcell kullandığım için kırmızı ile yazılmış satırları kendi hattıma göre yaptım. Bunlardan ilki, Windows'da bluetooth modem'in extra initialization string kısmına yazdığım değerlerdi. İkincisi ise bir dial-up bağlantı yarattığımda çevrilecek numara. Bu numara kısmına bazen *99***1# veya *99***2# olabilir, siz kendi durumunuza göre deneme yapabilirsiniz.

Nihayet herşey hazır. Şimdi şu komutla bağlantınızı yapabilirsiniz.
$sudo pon bluetoothconn
Bağlantınızın yapıldığından emin olmak için ifconfig komutunu yazarak ppp arayüzünün GSM operatörünüzden bir IP adresi alıp almadığını deneyebilirsiniz. Benim bilgisayarımda şöyle bir çıktı verdi:
# ifconfig eth0 ... eth1 ... lo ... ppp0 Link encap:Point-to-Point Protocol inet addr:213.43.65.1 P-t-P:10.6.6.6 Mask:255.255.255.255 UP POINTOPOINT RUNNING NOARP MULTICAST MTU:1500 Metric:1 RX packets:4 errors:0 dropped:0 overruns:0 frame:0 TX packets:5 errors:0 dropped:0 overruns:0 carrier:0 collisions:0 txqueuelen:3 RX bytes:64 (64.0 B) TX bytes:97 (97.0 B)

Buradan da görüleceği gibi ppp0 arayüzü 213.43.65.1 adresini almış. Bu durumda sorun yok. Bunu, telefonunuzun ekranında aktif bir bluetooth bağlantısı simgesi olduğunu görerek de anlayabilirsiniz.

Bağlantınızı sonlandırmak için de şu komutu kullanabilirsiniz:

$sudo poff Bluetoothconn
Kaynak: http://www.spiration.co.uk/post/1307/Ubuntu Linux Bluetooth and GPRS dialup connection

5.04.2009

Internet Explorer 8 ve sekmeli gezinme (tabbed browsing)

Uzun süredir Firefox kullanıcısıyım. IE6 berbattı. IE7 de durumu toparlayamamıştı. Ama IE8 yeni özellikleriyle gözüme pek bi' hoş gözüküyordu. IE'ye bir şans vermek istedim. Ama o da ne! Sekmeli gezinmeden bahseden IE8'de sekmeli gezinme bir felaket!

Kurulumdan sonra farenin tekerleğini tıklayarak bağlantıları yeni sekmede açmak isteyince yeni sekme açılıyor ama "Bağlanıyor..." başlığıyla kala kalıyordu. Bu durumu Google'da arattığımda bu sorunu yaşayan bir çok kişinin olduğunu gördüm. Durumumla ilgili tam tanılar şunlar:
  • Mevcut sekmede bir bağlantıya sağ tıklayıp "Yeni sekmede aç", "Yeni pencerede aç" komutunu verince ya da tekerlek ile tıklayınca bağlantı açılmıyor. Doğrudan sol tık ile sayfaya gidebiliyorum. Ama yeni sekme/sayfada aç çalışmıyor. Yeni sekmede açmak isteyince sekme açılıyor, ama sekme başlığı "Bağlanıyor..." da kalıyor. Yeni pencerede açmak isteyince hiçbir şey olmuyor.
  • Yukarıdaki gibi bir bağlantıyı yeni sekmede açmak istedikten sonra yeni sekme açıldığı ve "Bağlanıyor..." yazısı çıktığında İnternet Seçenekleri'ni açamıyorum. "Bağlanıyor..." yazan sekmeyi kapatınca İnternet Seçenekleri açılıyor.
  • Google'dan gördüğüm ve benim bilgisayarımda da farkettiğim kadarıyla Windows Gezgini'nde bir klasörü çift tıklayınca klasör yeni bir pencerede açılıyor; klasör seçeneklerinde "Her bir klasörü aynı pencerede aç" seçili olmasına rağmen.
  • Çözüm önerisi olarak aşağıda verilen 1. maddeyi uyguladıktan sonra IE'yi yeniden başlatmak için kapattığımda IE penceresi kapanıyor. Ama iexplore.exe işlemi sonlanmıyor.
Bu zırvalardan kurtulmak için forumlarda önerilen ve bazı kullanıcıların sonuç aldıklarını söyledikleri (ne yazık ki bende olmadı) yöntemler şunlar:
  1. Internet Seçenekleri>Genel>Ayarlar>Hızlı Sekmeleri Etkinleştir kutusunu temizle. Bu, sekme çubuğunun solunda yer alan ve sekmelerin içeriğini küçük resimler halinde listeleyen düğmeyi kaldırıyor.
  2. Bu yöntemin işe yaramaması durumunda IE kısayolunu "Yönetici olarak çalıştır"ı seçerek çalıştırmayı denemek. Gerekiyorsa Hızlı Sekmeleri buradan kapatmak.
  3. IE'yi eklentiler olmadan çalıştırmak. Bunun için Başlat>Tüm Programlar>Donatılar>Sistem Araçları>Internet Explorer (Eklenti yok)'u tıklamanız gerek. Eğer buradan bir sonuç elde ederseniz eklentilerden birisi sorun çıkarıyor demektir. Eklentileri birer birer kapatıp açarak sorun çıkaran eklentiyi eleyebilirsiniz.
  4. IE'nin tüm kullanıcı ayarlarını sıfırlamak (yeni bir kullanıcı hesabı yaratmayı da deneyebilirsiniz). Bunun için İnternet Seçenekleri>Geçişmiş Sekmesi'nde "Sıfırla..."'yı tıklayın.
Dediğim gibi, maalesef bunların hiçbiri benim işime yaramadı. Sekmeli gezinme olmadan gezinmenin de mümkün olduğunu düşünmüyorum. Bu sebeple IE8'i hala tam anlamıyla deneyebilmiş değilim. Umarım en kısa zamanda bir çözüm bulabilirim.

Düzeltme:
Sorunun IE8'in kurulum sırasında bir dll dosyasının kayıt edememesinden kaynaklandığına dair bir yorum buldum. Yazıda da söylendiği gibi, sebebi tam olarak bilinmiyor ama hepsi actxprxy.dll'in suçu. Düzeltmek için yönetici haklarıyla bir komut penceresi açın ve
regsvr32 actxprxy.dll
yazıp enter'a basın. Benim işime yaradı! ;)

4.04.2009

Linux için 64-bit Flash Player kurulumu

64 bitlik sistemlere geçişi geciktiren eski yazılımların uyumsuzluğu, sürücü eksikliği vs gibi sebeplerdi. Bu uyumsuzlukların başında da Adobe Flash Player sayılabilir. Ama bir mucize oldu ve Adobe, yıllardır başta Linux kullanıcıları olmak üzere tüm 64 bit işletim sistemi kullanların taleplerini görmezden gelmeyi bırakarak 64 bitlik Flash playerden söz etmeye başladı. Aslında 64 bitlik Flash player şu anda sadece linux kullanıcılar için yayınlanan bir deneme sürümünden ibaret. Otomatik bir kurulum şimdilik yok. İşte kurulum adımları:

1. Öncelikle Firefox'u kapatın ve sisteminizde başka bir Flash Player olmadığından emin olun. Bunun için şu adımları uygulayabilirsiniz:

sudo rm -f /usr/lib/mozilla/plugins/*flash*
sudo rm -f ~/.mozilla/plugins/*flash*
sudo rm -f /usr/lib/firefox/plugins/*flash*
sudo rm -f /usr/lib/firefox-addons/plugins/*flash*
sudo rm -rfd /usr/lib/nspluginwrapper
sudo apt-get remove -y --purge flashplugin-nonfree gnash gnash-common mozilla-plugin-gnash swfdec-mozilla libflashsupport nspluginwrapper


2. Daha sonra şu adresten Flash Player'ı indirin:


http://download.macromedia.com/pub/labs/flashplayer10/libflashplayer-10.0.22.87.linux-x86_64.so.tar.gz
Bu yazıyı yazarken en son Flash sürümü 10.0.22.87'ydi. En son sürümü Adobe'un sayfasından öğrenip 10.0.22.87'nin yerine yazabilirsiniz.

3. Daha sonra indirdiğiniz zip'li dosyanın içindeki .so uzantılı dosyayı

/usr/lib/mozilla/plugins/
adresine kopyalayın. Şu komutları kullanabilirsiniz:

tar zxvf libflashplayer-10.0.22.87.linux-x86_64.so.tar.gz
sudo cp libflashplayer.so /usr/lib/mozilla/plugins/

4. Daha sonra bu bileşene ihtiyaç duyacak tüm yazılımların Flash'ı bulabilmesi için gerken kısayolları yaratalım:

sudo ln -sf /usr/lib/mozilla/plugins/libflashplayer.so /usr/lib/firefox-addons/plugins/
sudo ln -sf /usr/lib/mozilla/plugins/libflashplayer.so  /usr/lib/xulrunner-addons/plugins/

5. Son olarak indirdiğiniz zip dosyasını ve 3. adımda çıkardığınız .so dosyasının kullanılmayan kopyasını silin.

sudo rm -rf libflashplayer.so
sudo rm -rf libflashplayer-10.0.22.87.linux-x86_64.so.tar.gz

Bu adımdan sonra Firefox'u çalıştırıp Flash'ın doğru bir şekilde yüklenip yüklenmediğini deneyebilirsiniz. Eğer tüm bu işlemleri otomatikleştiren bir script isterseniz myscienceisbetter.info sitesi Ubuntu'ya kurulujm için bu linkte bir script vermiş.

Daha basit bir yöntem şöyle anlatılmış:

  1. http://labs.adobe.com/downloads/flashplayer10.html adresinden en yeni flash'ı indirin. (güncelleme: direk adres : http://download.macromedia.com/pub/labs/flashplayer10/flashplayer_square_p2_64bit_linux_092710.tar.gz)
  2. Profilinizin altında .mozilla klasörünün altında plugins klasörünü açın (bu klasör yoksa oluşturun) ve indirdiğiniz zip dosyasının içindeki libflashplayer.so dosyasını bu klasöre kopyalayın.

Bu yöntemi kullanmak için sisteminizde daha önceden kurulmuş bir flash player olmadığından emin olmanız gerek. Ayrıca bu yöntemle her kullanıcı için libflashplayer.so dosyasını ilgili klasöre kopyalamanız gerek. Ayrıca bu yöntem flash'a ihtiyaç duyacak tek uygulamanın Firefox olduğunu varsayıyor.

3.04.2009

Biyolojik bir beyne sahip robot

SeedMagazine.com'da yayınlanan bir habere göre, bir fare beyni, bir sonar alıcı / verici ile tekerleklerden oluşan robot, öğrenme eğilimleri göstermeye başlamış. Başlangıçta etrafındaki nesnelere çarpa çarpa dolaşan robot, zamanla sonar alıcısından gelen sinyallerin doğrultusunda çevresindeki nesneleri algılayarak bu cisimlere çarpmaktan kaçınır olmuş. İnsan beynini anlama ve öğrenme yeteneklerine sahip robotlar üretme konusunda önemli bir adım. Çünkü Asimo gibi gelişmiş robotlar bile, tüm yeteneklerini çok uzun programlama süreçlerinin ardınan ediniyor ve kendi kendilerini geliştiremiyorlar.

Tıpkı bir çocucuğun uzun ve defalarca başarısız olan denemelerle dolu öğrenme süreci gibi, bu robot da çevresindeki basit bir nesneye bile çarpmadan ilerleyebilmek için çok çaba sarfetmiş. Fakat bir farkla; bir çocuğunki kadar fazla sayıda duyu organı yok. Sadece bir sonar alıcı / vericisine sahip. Yani etrafındaki nesneleri, yaydığı akustik dalgaların yansımalarıyla farkedebiliyor.

Deneyin ilginç sonuçlarından biri fare beyni gibi biyolojik bir sistemin bir sonar alıcısı ile doğada benzeri olmayan başarılı uyumuyla ilgili. Eğer fare beyni sonar alıcısından gelen sinyalleri başarılı bir şekilde yorumlayıp, tekerleklerini çarpışmalardan kaçınabilecek şekilde kontrol edebiliyorsa bu bilim için yeni bir ufuk demek. Aynı deney yaşayan bir insanın beynine, örneğin bir X ışını dedektörü bağlayarak yapılmış olsaydı, muhtemelen bugün algıladığımızdan çok farklı bir dünya görürdük.

Yazıda bahsedilen başka bir sonuç da beynin çalışma prensibinin daha iyi kavranması sonucunda deva olunabilecek hastalıklarla ilgili. Yeni bilgilerin beyin tarafından algılanması, öğrenilmesi ve kaydedilmesi hakkında edinilecek ayrıntılı bilgiler, Alzhemier gibi hastalıklar hakkında bize yeni bir bakış açısı kazandırabilir.

Ancak fare beyni sayesinde bir makineden çok bir canlıya benzeyen bu robot çok yaşamayacak. Birkaç ay sonunda beyin yavaşlayıp, öğrenme yeteneklerini kaybedecek. Ve o artık bir ölümlü. Bu da biyolojik bir bileşene sahip olmanın bedeli.

26.03.2009

Vista için Exchange System Manager

Vista, kurumsal müşteriler için bir baş ağırısı olmaya devam ediyor. Windows XP'den Vista'ya geçiş yapan sistem yöneticisi, önce XP'de kullandığı adminpak'i yükleyerek maceraya başlıyor. Adminpak'in Vista üzerinde tam desteklenmemesi sebebiyle bir süre burada kıvranıyor. Ardından Vista'nın ilk piyasaya sürülme tarihinden uzun bir süre sonra ortaya çıkan RSAT'ı buluyor ve dertlerinin bittiğini sanıyor. Ama o da ne? Adminpak olmadan Exchange Server'ı yönetmek mümkün değil. Bunun üzerine Exchange System Manager for Vista'yı bulduğunda dertlerinin sona erdiğini düşünerek yanıltıcı bir rahatlama dönemine daha giriyor. Ama bu uzun sürmeyecek. Çünkü 25 MB'lık download'un ardından kuruluma başladığında aşağıdaki mesajla karşılaşıyor.


Son bir hevesle bu hata mesajında yazan ExchangeMapıCDO.msi'ı aradığında maceranın son download'unu yapacağı bu sayfayı buluyor. Messaging API and CDO 1.2.1'i bilgisayarına yükleyemez. Çünkü daha önce Outlook kurmuş: Exchange Server'ı yönetecek admin'in bilgisayarında Outlook yüklü olamaz!

Aslında Active Directory Users and Computers snap-in'ini Exchange özellikleriyle çalıştırmak için bu sayfada belirtilen dll'leri register etmek yeterli. Ama Exchange System Manager isteyenler için durum biraz karışık. Bazı şeylerden feragat etmek gerek. Ya Outlook'tan vazgeçilecek ya da RSAT'tan. Ben ikisinden de vazgeçemedim, Exchange'i uzak masaüstüyle yönetmeye devam ediyorum. (Bazıları önce Outlook'u kaldırıp, CDO'yu kurmayı, sonra Outlook'u tekrar kurmayı denemiş ve başarlı olmuşlar. Ama o hata mesajının bir anlamı olmalı, değil mi? Uzun vadede Outlook ve CDO'nun sorunsuz çalışması pek muhtemel gelmedi bana)

18.03.2009

Vista için RSAT


Windows XP Professional yüklü bir bilgisayardan Windows Server 2000/2003 sunucuyu yönetmek için kullanılan Adminpak (Administration Tools Pack), Windows Vista'da kullanılamıyor. Eğer kurulursa (ki XP sürümünü değil, Windows Server 2003 SP1 sürümünü kurmak gerek) Active Directory Users and Computers, DHCP ve DNS snap-in'leri çalışıyor. Ama örneğin Group Policy'leri yönetmek mümkün olmuyor. Bunun yerine yeni nesil uzaktan sunucu yönetim paketi RSAT (Remote Server Administration Tools). Bu paketi yükledikten sonra etkinleştirmek için Control Panel'i açıp, Programs'ı tıklayıp, Turn Windows Features On or Off'ı seçmek ve listeden Remote Server Administrations Tools'u genişletip altından istenen özellikleri seçmek gerekiyor.

8.03.2009

İnsan olmanın 10 kuralı

Stumbleupon'da rastladığım bir yazıya göre insan olmanın 10 kuralı:
  1. Bir vücudun olacak. Beğenirsin veya nefret edersin. Ama sürenin sonuna kadar sende kalacak.
  2. Dersler alacaksın. Tam zamanlı gayri resmi bir okula gidecksin, adı hayat!
  3. Yanlış diye birşey olmayacak, sadece dersler olacak. Büyüme denen süreç deneme, yanılma ve deneyimlerden ibaret olacak. Başarısız denemeler de, sonuçta işe yarayanlar kadar işin bir parçası olacak.
  4. Dersler sen öğreninceye kadar tekrarlanacak. Bir ders, sen öğrenene kadar çok çeşitli şekillerde sana sunulacak. Öğrendiğinde bir sonraki derse geçebilirsin.
  5. Öğrenilecek derslerin sonu diye şey olmayacak. Hayatın ders alınamayacak hiçbir bölümü olmayacak. Yaşıyorsan, hala öğrenebileceğin bazı dersler var demektir.
  6. "Orası" dediğin yer "bursası" diyeceğin yerden güzel olamaz. "Orası" dediğin yer "burası" olduğu anda sana "burası" dediğin yerden daha güzel olduğunu düşündüğün yeni bir "orası" gözükecek.
  7. Diğer insanlar sadece senin aynadaki yansıman gibi olacak. Öyle ki, karşındaki insanlarda sevdiğin veya nefret ettiğin herşey sadece kendinde sevdiğin veya nefret ettiğin şeylerin birer yansıması olacak.
  8. Hayatın ne yapacağın sana kalmış. Gereken tüm araçlar ve kaynaklara sahipsin. Bunları kullanarak neler yapabileceğin sana bağlı. Tercih senin.
  9. Cevapların sende saklı. Hayatta verebileceğin cevaplar senin içinde. Tek yapman gereken bakmak, dinlemek ve güvenmek.
  10. Bütün bunları unutacaksın.

2.03.2009

Virtualbox'a kurulan sanal makinalarla ev sahibi makina arasında dosya paylaşımı


Virtualbox'ta ev sahibi makina ile sanal makinalar arasında sürükle-bırak tarzı bir veri aktarım yöntemi olmaması kötü. Ama dosya paylaşımı için başka yöntemler var. Device>Shared Folders komutuyla ev sahibi makina üzerinde paylaşım yaratıp, sanal makinanın bunu görmesini sağlayabilirsiniz (ev sahibi makinanın bir Windows olduğunu varsayarak). Paylaşımınızı yarattıktan sonra Windows sanal makina için yapmanız gereken Başlat>Çalıştır'a cmd.exe yazıp enter'a basın. Açılan komut satırı penceresine şu komutları yazın:
net use Z: \\vboxsvr\paylasimadi
Burada Z: yerine başka bir harf kullanabilirsiniz. vboxsvr (vboxsrv de geçerli) ise değişmez bir sabit. paylasimadi olarak belirttiğim ise ev sahibi makina üzerinde yaratacağınız paylaşımın adı.

Linux sanal makina içinse şu adresten aldığım bilgileri aktarıyorum (varsayılan Ubuntu sanal makina). Bir terminal penceresi açarak şu komutları yazın
mount -t vboxsf -o uid=1000,gid=1000,rw paylasimadi /home/leo/baglanti
Burada da paylasimadi olarak belirtilen yine, ev sahibi makina üzerinde yaratılan paylaşımın adı. /home/leo/baglanti ise linux sanal makinasında kullanıcının profil klasöründe yaratılan bir bağlantı noktası (mount point). Bunun sonucunda belirtilen bağlantı noktasına girdiğinizde artık ev sahibi makinanızda paylaştırdığınız dosyalarınızı görebilirsiniz.

Bazı durumlarda, örneğin
/sbin/mount.vboxsf: mounting failed with the error: Invalid argument
veya
/sbin/mount.vboxsf: mounting failed with the error: No such device
hataları alıyorsanız VirtualBox Forum sayfalarında HOWTO: Use Shared Folders başlıklı yazıda şu önerilerde bulunulmuş:
  • Dosya paylaşımında basit isimler kullanmaya çalışın: Çok uzun olmayan, boşluk içermeyen hatta Türkçe karakterler (ğ,ı,ş,Ğ,İ,Ş) de olmayan bir isim bulmaya çalışın.
  • Paylaşılan klasör ismi ile mount point'in isimleri aynı olmasın. Örneğin misafir makinede mount point'in ismini değiştirin.
  • Ev sahibi makinede paylaştırdığınız klasör Belgeleriniz gibi kişisel bir klasörse bunu değiştirmeyi deneyin. Örneğin Belgelerim klasörünün alt klasörlerinden birini paylaştırmayı deneyin.
Tam tersi bir durum (Ev sahibi makina linux, sanal makina Windows) için de paylaşım prosedürü aynı; bu adreste ayrıntılar anlatılmış.

27.02.2009

exFAT dosya sistemi

USB belleklerin boyutları arttıkça sorun da büyüyordu. Belleklerin boyutları Gigabyte'larla ifade edilmeye başladığından beri, ayırma birimlerinin (allocation unit) boyutları da giderek artmaktaydı. Bunun sonucunda ortalama kayıp alan da artıyordu. Dahası giderek artan dosya boyutları da artık 4 GB'lık dosya sınırını zorlamaya başlamıştı. 16 GB'lık bir belleğe 4 GB'tan biraz daha büyük bir mkv dosyasını kopyalayamayınca, durum benim için de önemli bir sorun haline geldi.

NTFS veya ext3 gibi dosya sistemlerini USB belleklerde kullanmayı bir alternatif olarak düşünebilirdim. Ancak bu dosya sistemlerindeki journaling özelliği, sabit bir erişim ömrü olan bu cihazlar için hiç önerilmiyordu.

Windows Vista ile birlikte geleceği söylenen exFAT adındaki yeni dosya sistemini duymuştum. Denemeye karar verdim. İnternette yayınlanan bazı test sonuçlarına göre exFAT'in performansı diğer dosya sistemlerine kıyasla gayet başarılı. Ama bir sorun var, o da exFAT'ın sadece Vista'da aslen tanınıyor olması. Windows XP için yayınlanan bir yama (KB955704) sayesinde XP de exFAT dosya sistemini tanıyabiliyor. Ama henüz Linux için çok erken. Read-only erişim için bir çekirdek yamasından bahsediliyor. Ama yazma desteği ile ilgili bir şey bulamadım. Ubuntuforum'da kullanıcılar NTFS için yaşananların exFAT için yaşanmamasını umuyorlar. Zira ntfs-3g'nin olgunlaşması uzun bir süre almıştı. Şimdi heyecanla linux için exFAT desteğini bekliyorum.

26.10.2011 güncelleme: Henüz beta aşamasında olan bir proje ile readonly exfat desteği mümkün gibi.

Google Türkçe Çeviri Hizmeti

Google, bir süredir yürüttüğü internet üzerinden çeviri hizmetine Türkçe'yi de ekledi. translate.google.com sayfasından ulaşılan bu hizmet, bir çok dilden anında çeviri yapabiliyordu. Kutuya yazdığınız metni Almanca'dan İngilizce'ye, Arapça'dan Rusça'ya çevirebiliyordu. Ayrıca yazılan internet adreslerindeki sayfaları da istenen dillere çevirebilmek de mümkün. Bu dillerin arasına Türkçe'nin eklenmesi de son derece faydalı oldu. Ancak dikkat edilmeli ki, çeviriler şu aşamada hatalı olması yüksek sonuçlar dönüyor. İlerleyen günlerde daha iyileştirilmiş bir çeviri hizmetinin sunulacağını umut ediyorum. Bugün itibariyle desteklenen diller şunlar:

Almanca
Arapça
Arnavutça
Bulgarca
Çekçe
Çince
Danca
Endonezya Dili
Estonyaca
Filipince
Fince
Fransızca
Galikan Dili
Hırvatça
Hintçe
Hollandaca
İbranice
İngilizce
İspanyolca
İsveççe
İtalyanca
Japonca
Katalanca
Korece
Lehçe
Letonca
Litvanca
Macarca
Malta Dili
Norveççe
Portekizce
Romence
Rusça
Sırpça
Slovakça
Solven Dili
Thai Dili
Türkçe
Ukraynaca
Vietnamca
Yunanca

26.02.2009

Interpid ve Virtualbox Guest Additions

Virtualbox'ta Ubuntu 8.10'a guest additions yükledikten sonra herşey beklediğiniz gibi çalışmayabilir. Yükleme sonrasında sistemi tekrar başlattığınızda düşük bir çözünürlükle başlayabilir, dahası çözünürlüğü yükseltemeyebilirsiniz. Böyle bir durumda yapılacak birkaç şey var.

Öncelikle guest additions'ı doğru olarak yüklediğinizden emin olun. Virtualbox penceresinin Devices menüsünden "Install Guest Additions..." komutunu verin. Misafir Ubuntu kurulumu içinde VBOXADDITIONS ile başlayan bir CD'nin mount edildiğini, masaüstündeki simgeden görebilirsiniz. Daha sonra bir terminal penceresi açarak

sudo /media/cdrom/VBoxLinuxAdditions.run
Komutunu vererek kurulma başlayın. Kurulumun tamamlandığını gördükten sonra misafir Ubuntu kurulumunu tekrar başlatın. Eğer yukarıda söylediğim gibi çözünürlük probleminiz olursa şu adımları uygulayabilirsiniz.

  1. xorg.conf dosyasına ubuntu grafik sürücüsünü elle ekleyin. Bunu yapmak için ctrl+F2'ye basarak çalıştır penceresini açın ve gksu gedit /etc/X11/xorg.conf yazarak Enter'a basın.
  2. "Device" bölümünü bularak aşağıda görülen bölümü

    Section "Device"
    Identifier "Configured Video Device"
    EndSection
    
    şu şekilde değilştirin

    Section "Device"
    Identifier "Configured Video Device"
    Driver  "vboxvideo"
    EndSection
    
    Bu şekilde Virtualbox grafik sürücüsünü etkinleştirmiş oldunuz. Bu şekilde yüksek bir çözünürlük göremeyebilirsiniz. Çözünürlüğü yükseltmek içinse şu bölümü bularak onu

    Section "Screen"
    Identifier "Default Screen"
    Monitor  "Configured Monitor"
    Device  "Configured Video Device"
    EndSection
    
    şu satırlarla değiştirin

    Section "Screen"
    Identifier  "Default Screen"
    Device   "VirtualBox graphics card"
    Monitor   "Generic Monitor"
    DefaultDepth 24
    SubSection "Display"
    Depth  24
    Modes  "1024x768"
    EndSubSection
    EndSection
    
    Modes satırında tırnak içinde yazdığınız yere "1024x768" dışında başka çözünürlükler de yazabilirsiniz; örneğin "1280x1024" gibi. Normalde buraya birkaç çözünürlük değerini virgülle ayrılmış olarak yazabilmemiz gerekir. Ancak Virtualbox altında bunu yapamıyoruz. (/var/log/Xorg.0.log dosyasına düşen hata mesajlarına göre) Bunun için buraya tek çözünülük değeri yazabiliyoruz.

  3. Bundan sonra isterseniz ctrl+alt+backspace ile GDM'i tekrar başlatın ya da Ubuntu'nuzu tekrar başlatmayı deneyin. Herşey yolunda olmalı. Değilse /var/log/Xorg.0.log dosyasını inceleyerek hatayı bulabilirsiniz.
  4. Bunun dışında mouse integration problemi de sık yaşadığım sorunlar arasında. Bu konuda yine /etc/X11/xorg.conf dosyasına şu satırlar eklenebilir

    Section “InputDevice”
    Identifier “Configured Mouse”
    Driver “vboxmouse”
    Option “CorePointer”
    EndSection

  5. Bu da çözüm olmazsa Virtualbox Guest Additions'ı bir kez daha yüklemeyi deneyebilirsiniz.

9.02.2009

Youtube'a girmek

Bildiğiniz gibi, TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI, youtube.com'a ve daha bir çok siteye girişi bir süredir engelliyor. Söylenene göre "Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 05.05.2008 tarih ve 2008/402 sayılı kararı gereği" böyle bir engellemeye tabiiyiz.

05.05.2008'den önce bu engelleme, sadece ttnet'in DNS sunucularının sorguları farklı bir adrese yönlendirmesinden ibaretti. Bu engellemeyi, sorgumuzu doğru cevaplayan bir DNS sunucudan yaparak aşabiliyorduk. Ama bu tarihten sonra ttnet, youtube'un IP adresine engel koyarak engelledi. Bu şekilde artık sorguları doğru yapan bir DNS kullanarak da engeli aşamaz olduk.

Yeni farkettiğim bir şey var ki, o da youtube'un sadece bir IP'sinin ttnet tarafından engellendiği.

Youtube'un ülkemizin resmi organları aracılığıyla yapılan uyarıları dikkate almasını sağlamak için, toplu yaptırım gücümüzü göstermek amacıyla yapılan böyle bir engellemenin gerekliliğine inanmakla birlikte zaman zaman bu toplu yaptırım gücünün dışında hareket edebilmem gerektiğini düşünüyorum. Bunun için şu adımları izleyebilirsiniz.

  1. hosts dosyasına youtube'un IP adresini eklemek gerek. Bunun için genelde C:\Windows\system32\drivers\etc klasöründeki hosts dosyasını yönetici yetkileriyle açın
  2. Bu dosyanın en sonuna gelerek şu satırları ekleyin

    173.194.37.136 youtube.com
    173.194.37.136 www.youtube.com
  3. Daha önce youtube'a girmeyi denediyseniz, dns cache'inizi temizlemeniz gerekebilir. Komut satıtrında ipconfig /flushdns yazıp enter'a basın.
(IP adresleri 23.08.2010'da güncellendi)